Hiç kendini aptal gibi hissettin mi? Mesela ilk araba kullanmaya çalıştığında? Ya da zor bir matematik sorusu çözerken kendini salak gibi hissettiğin oldu mu? İş hayatına ilk atıldığında ne kadar da aptalca davrandın değil mi?
Tarot kartlarından biri olan “The Fool”a bakalım. Kendinden oldukça emin fakat uçurumun kenarında. Yüzünden özgüven akıyor fakat sırtında çıkını var. Muhtemelen kendi haline hiç bakmadan dünyaları fethedeceğini düşünüyor. Tıpkı bir aptal gibi, the fool…
Bu kelimenin karşılığı dilimize “aptal” olarak çevrilmiş olsa da bu tam doğru sayılmaz. Aslen “budala” olarak çevirsek daha doğru. Yeni bir şeye, ilk defa adım attığımızdaki budalalık. İlk defa baba olan bir erkeğin budalalığı, yeni atanmış bir hemşirenin budalalığı, ilk kitabını yazan bir yazarın budalalığı… Zavallı, kim bilir ne kadar kötü bir kitap yazdı ama harika bir şey ürettiğini düşünüyor. Çünkü budala, çünkü ilk defa deniyor. Denemekten korkmaması takdire şayan fakat yeterli değil. Tıpkı her ilk yapan gibi budala olmak zorunda. Kendinden emin bir şekilde yürürken uçurumdan aşağı düştü. İnatla, sabırla o uçurumdan geri tırmanmak zorunda. O yolu çoktan tamamlamış insanlara bakıp iç geçirebilir. Bir gün onlar gibi de olabilir. Ama hemen değil. Önce hatalar yapmalı. Hem de çok fazla. Budala olmanın hakkını vermeli. Fakat haksız olabileceği tek konu var ki o da budalalığın sonsuza kadar süreceği. Etrafımızda gördüğümüz başarılı, güçlü, olgun insanlar aslında bir zamanların budalalarıydı. Fakat onlar asla pes etmeyerek bilgelik seviyesine yükseldiler.
Öyleyse ne yapmalı? Atmalı mı kendini uçurumun boşluğuna, tıpkı bir “budala” gibi?