-Asker koruma
-Doğru insan, yanlış zaman
-Geçmiş-gelecek
-İkinci şans denebilir
İmkansızlık. Yani bunu ve “asla”yı o kadar çok hissettim ki okurken, aşırı üzüldüm ve ağladığım anlar da oldu. Özellikle Izzy için ağladım ama. Çünkü Nate’e o kadar aşık ki; Nate’in ona, olamayacaklarını ve hayatına devam etmesini söylemesine rağmen içten içe hep Nate’i beklemeye devam etti. Ve bunun işlenişindeki akışı, başta çok soft bulsam bile 200’den sonra falan “ne yaşıyoruz biz ya” demeye başladım. Bununla birlikte de aslında aralarındaki aşkın, birbirlerini beslemekten ziyade ne kadar acıttığını fark ettim ve daha çok üzüldüm. Çünkü çok kırıcı bence bu. Her iki taraf için de.
Nate’in karakteriyle ilgili beklediğim bazı şeyler vardı. Özellikle Nate’in hayatı hakkında- yüzeysel kaldığımızı hissettim. Sanırım yazar her şeyi bildiği için okuyucu da biliyormuş gibi atlayarak anlatmış bazı şeyleri ama biz bilmiyorduk ahahshdhjsje Biraz içimde kaldı bu. Ama Nate’i yine çok sevdim. Çünkü hayatında çok kötü şeyler yaşamış olmasına rağmen iyi bir erkek olmayı başarmış olması bende çok fazla umut vaadediyor ve sempati hissim daha yüksek oluyor. Onu seviyorum.
Kurgunun geneli çok gerçekçiydi. Savaşa dair her şeyle beraber Nate’in gördüğümüz askeri hayatı da öyle. Çok gerçek gibiydi, gerçek bir asker okumuş gibi hissediyorum.
Bunun dışında kitabın dili; rs’den çıkaracak türden ziyade, gerçekten hevesle ele alınıp okunması gereken bir formda. Kitabın da genel kurgusu ve ilişki şekli biraz ağır olduğu için gerçekten hazır olunarak okunduğunda daha çok zevk vereceğine inanıyorum.