Edebiyat derslerinde verilen hep iki örnek vardı hikayeye:olay hikayesi ve durum hikayesi. Bu iki türün önde gelenleri arasında da sayılan iki insan: Ömer Seyfettin ve Sait Faik Abasıyanık. Küçük yaşımda zaten farkına varmıştım olay hikayesinin ne olduğunu. Çünkü o dönemde ciddi bir biçimde beni etkileyen kaşağı hikayesini okumuştum. Fakat kesit yani durum hikâyesi hakkında bir fikrim yoktu her zaman nasıl olacağını düşünüyordum bunun. Bir olaya sıkı sıkıya bağlanılmadan nasıl yürür gider ki bir hikaye. Fakat bugün bu kitabı okuduğumda aslında çok huzur doldum. Çünkü bir olay keşmekeşi içinde kaybolmadan okuyabilmenin rahatlığı içimi ferahlattı. Herhangi bir günde yaşanan sıradan olayları kendim yaşıyormuşçasına aktardı bana yazar. Olay hikayesi seven insanların okurken zorlanabileceği bir kitap fakat durum hikayesi sevenlerin dahi(kendi adıma konuşuyorum) hikâyelerde bazen anlam bütünlüğünü kaybettiğini varsayar isek çok normal.
İyi okumalar