#ölüşehrinşarkısı
-DİLARA ÖZÇELİK
Troyalı Helene ve Troyalı Mara,
İki kadın, iki Troya Savaşı…
Bu seri aldığı ödülü de, daha birçok ödülü de sonuna kadar hakediyor arkadaş. Böyle bir son olmasına rağmen,( o son beni bitirdi, mahfetti kahrı perişan eyledi) buna rağmen müthişti müthiş!!! Mitolojiye hayranlığım Dilara Gönül ile birkez daha tastiklendi. Tüm yunan Tanrı ve Tanrıçalarını görüyoruz, yaşıyoruz bu seride. Savaşın acı yüzünü, bağlılığın, aşkın, ve heyecanın bir an bile eksilmediği bir seri. Soluksuz okunuyor orası da net.
Troyanın belki de asırlar evvel düşmesinin ardından Olimpostan kovulan gece tanrısı Rae, şehrini birkez daha aynı tehlike altında buluyor. Savaş çok yakın. Ama bu kez sevdiği kadın, herşeyi uğruna feda ettiği kadın da yanında. Sırt sırta savaşı göğüsleyecek ve şehirlerini ayakta tutacaklar. Buna tabi bazı Tanrı ve Tanrıçalar da ortak oluyor. Acımasız tanrıların babası Zeus yine tüm heybetiyle karşılarında. Fakat savaşa ramak kalmışken şuan Mara Troya’dan da sevdiği adamdan da uzakta ne yazıkki. Ama gördüğü tüm eziyetlere rağmen bir yolunu buluyor ve ait olduğunu hissettiği Troya’ya geri dönmeyi başarıyor. Olimposlular tarafından kuşatma altında olan şehri için Rae ile tüm gücüyle savaşmanın derdinde. Hem kendini bulma yolunda başarılı bir şekilde ilerlerken, tüm düşmanlarına karşı da dimdik duruyor. Mara’nın bu gelişimine hayran olmamak elde değil. Hem aşık olduğu Tanrı için, hem Troya için, hem de kendisi için…
Bu seriye fantastik seviyorsanız aşık olacaksınız sevmiyosanız dahi olursunuz bence. Karakter gelişimleri, duygu yoğunluğu, soluksuz heyecanı için herşeye değen bir seri. Ben çok sevdim demek bile az inanın çeviri kitap sanacak, bu serinin bağımlısı olacaksınız.