·504 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Ağustos 2024 09:01 Herkese merhabalar. Bu kitabı okuyabilmek için evrimi öğrenmek konusunda çok büyük motivasyona sahip olmanız gerekiyor. Kitapta gerçekten bilimsel terimler falan çok fazla var. Ayrıca bence bu kitaba başlamadan önce evrim ile alakalı temel bir kaç bilgiye sahip olmak çok önemli aksi takdirde kitabı hiç anlayamazsınız. Anlayamayınca da okumak istemeyeceksiniz doğal olarak. Yani ilk paragrafımın sonu olarak şunu söyleyebilirim; evrimi öğrenmek istiyorsanız ilk bu kitabı okuyarak başlamayın.
Charles Darwin 1809 yılında doğmuş ve 1882 yılında vefat etmiş. Bu 73 senelik hayatında belki de insanlık tarihinin en büyük keşiflerinden birini yapmıştır. Evrimi hiç araştırmadıysanız hadi oradan diyebilirsiniz. Ama evrimi ufacık bile araştıran bir kişi yaşadığımız evrenin evrime ne kadar uyumlu olduğunu hemen anlayacaktır.
Charles Darwin, teknolojinin ve buluşların o kadar olmadığı 1859 yılında yazmış bu kitabı. Ve evrimi keşfederken bizzat gördüğü ve araştırdığı bulgulardan çok faydalanmış. Ancak kitabında da çoğu yerde geçtiği gibi başka bilim insanlarının çalışmalarına da çok fazla faydalanmış. Peki, bu kadar çok faydalandığı kişi var ise neden evrimi Darwin keşfetmiştir? Aslında evrim isminden bağımsız canlıların değişmesiyle alakalı milattan önce 600 yıllarda Anaksimandros bahsetmiştir. Yani ilk Darwin bu konuyu ele almadı. Ama ilk defa bu kadar detaylı ve araştırmalarla birlikte sunan Darwin’dir. Ayrıca Doğal seçilim konusunu kendinden tamamen emin bir şekilde kitabında çok detaylı açıklamıştır. Darwin’den sonra evrim ile alakalı çok fazla buluş oldu hatta Darwin’in kitabında söylediği bazı şeylerin yanlış çıktığı bile olmuştur. Ama bu konuyu araştırmamıza ve çok faydalı bir şekilde insanların kullanmasına fayda sağlayan yegane kişidir Darwin.
Şimdi kitabın içeriğiyle alakalı bölüm bölüm bilgiler vereceğim. Bu bilgiler benim kitaptan anladıklarımdır. Ben bir bilim insanı değilim. Biyoloji bölümünü de okumadım o yüzden bazı çıkarımlarım yanlış olabilir. Ama kendimce kitaptan bölüm bölüm bahsetmek istiyorum.
1. Bölüm – Evcilleştirme Etkisinde Çeşitlenme
Darwin evcilleştirme ile alakalı aynı tür hatta aynı hayvanların farklı bölgelerde yaşamış hallerine bakıyor hatta evcil olanlar ile vahşi doğada olanlarına bakıyor ve bu aynı türler arasında belirgin farklılıklar görüyor. Sonra diyor ki yeterli sene olursa her canlı her şekilde evrimleşebilir.
Darwin çok fazla sayıda güvercin beslemiş ve çok fazlasını da incelemiş. Çok fazla sayıda farklı güvercin olduğunu görmüş. Bu güvercinlerin insanlar tarafından çaprazlama yöntemi ile oluşturulduğu kanısında olduğunu kesinlikle söylüyor. Ayrıca bu güvercinlerin tek bir ortak atadan türediğini söylüyor. Hatta kesin böyledir diyor.
Bu bölümün son cümlesi: “Değişime yol açan tüm bu etkenler arasındaki en baskın kuvvet olan seçilimin biriktirici etkisi olduğuna hiç kuşkum kalmadı.”
2. Bölüm – Doğa Etkisinde Çeşitlenme
Bölüm varyete ve tür ifadelerinin arasındaki farklar ve tanımlarla geçiyor. Varyeteye ortak soy diyebiliriz yani iki canlı birbirine çok benziyor ama farklılık az da olsa var ise varyete deniyor. Ama artık çok farklılaşmışlar ise tür deniyor. Ama Darwin bu ayrımı tam nerede yapacağız bilemeyiz diyor. Yani neye göre varyete neye göre tür diyeceğiz ki? Mesela üç uzvu farklıysa tür, iki uzvu farklıysa varyete mi diyeceğiz?
3. Bölüm – Varoluş Mücadelesi
Her canlı hiçbir aralık vermeden sürekli çoğalsaydı tek bir canlının hüküm sürdüğü bir dünya görebilirdik. Ama her canlı geometrik olarak ürer ve üreme veya canlının nüfusu, bir hastalık veya başka bir nedenle sekteye uğrayacaktır. Yoksa filler bile kısa zamanda milyon sayıya ulaşırlar
Ayrıca her canlı başka bir canlıya bağımlıdır. Mesela fareler kedilere bağımlıdır. Yani kedi bir bölgede yoksa fareler çok hızlı çoğalır.
4. Bölüm – Doğal Seçilim
Bu kitabın anlatmak istediği belki de en önemli bilgi doğal seçilimdir. Bence doğal seçilim evrimin en önemli unsurudur. Anlaması ve araştırması da çok zevklidir.
Kitabın bu bölümünde ilk defa bir kişi evrim ile ilgili bir soy ağacı görseli çizmiştir. Darwin’in o dönemde böyle bir soy ağacı dallanmasını düşünebilmiş olması muhteşem.
Darwin’e göre doğal seçilim şu şekilde tanımlanıyor: “Her canlının kendi organik ve inorganik yaşam koşulları karşısında iyileştirilmesini sağlayan korunma ilkesine ‘Doğal Seçilim’ denir.”
5. Bölüm – Çeşitlenme Yasaları
Darwin yaptığı araştırmalar ile canlıların çok fazla çeşitlendiğini ve bu çeşitlenmelerin bazılarının birbirine çok yakın olduğunu görmüş. Bu sayede de kendi aklı ile doğal seçilimi kanıtlamıştır.
Örnek verecek olursak; mağarada yaşayan kör canlılar olduğunu görmüş ve bu canlıların hemen mağara dışındakilere çok benzer olduğunu anlamış. Bazılarında da göz yerleri duruyor ama gözler yok, yani görmüyorlar. Görmek çok fazla enerji harcadığı için eğer ihtiyaç yoksa evrimsel süreçte kaybolması gayet normal.
6. Bölüm – Kurama İlişkin Sıkıntılar
Darwin’e karşı gelen çoğu kişinin başvurduğu ve bak Darwin de kendisi böyle demiş, evrimde böyle böyle sıkıntılar var dediği bölüm burası. Ancak Darwin sıkıntı dediği çoğu şeyi kendince kanıtlamış bu bölümde. Zaten şu an Darwin’in aklında kalan ve ne kadar emin olsa da bazı şeyleri tam oturtamadığı konularda günümüz buluşları ve araştırmalarıyla kanıtlanmıştır.
Darwin bu bölümde evrim ile alakalı dört temel sorunu cevaplamaya çalışıyor.
A-) Neden çok fazla ara geçiş formu görmüyoruz?
B-) Göz gibi bir organ nasıl evrim ile oluşmuş olabilir?
C-) İçgüdülerin doğal seçilim ile kazanılması mümkün mü?
D-) Çaprazlanan türlerin kısır yavru üretmesi ama çaprazlanan varyetelerin üretkenliğinde herhangi bir sıkıntı olmaması nasıl açıklanır?
7. Bölüm – İçgüdü
Darwin içgüdünün evrimleşme sürecini alışkanlıklarımızla açıklıyor.
Yaprak bitleri içgüdüsel olarak sadece karıncaların faydasına olacak bir sıvı salgılıyor. Darwin bu bitkiyle alakalı deneyler yapmış ama karınca olmadan bu bitkinin bu sıvıyı salgılamadığını keşfetmiş. Darwin’e göre tüm içgüdüsel davranışlar kendi yararına olmalı, saf karşı canlıya yarar sağlamamalı. Yani bu yaprak biti Darwin’in düşüncesine ters gibi duruyor. Ancak şu an ki bilgilerimize göre yaptığım araştırmalarda yaprak bitinin salgıladığı bu tatlı sıvıya gelen karıncalar fayda olarak bitkiyi koruyormuş. Ayrıca bu sıvıya bürünen canlılar başka bitkilere süründüklerinde tozlaşma meydana gelebiliyormuş. Yani bitkiye de faydası var. Darwin’in düşüncesinin yanlış olduğunu bu bitlerin çürütmediğini görüyoruz.
8. Bölüm – Melezlik
Darwin bu bölümde iki farklı tür veya ırkın üremesini ve üreyen canlıların kısır olması hakkındaki görüşlerini ve araştırmalarını paylaşmış.
9. – Bölüm Jeolojik Kayıtların yetersizliği Üzerine
O zamanlarda insanların milyonlarca yıl olayının insanın aklının alması çok zordu ki hala da zordur. Darwin’de bu uzun yılları nasıl anlatacağını düşünmüş ve jeolojiye bakmış.
Darwin bu bölümde Mississippi nehrinin biriktirdiği tortu miktarının yüz bin yılda sadece 182 metre olduğunu keşfeden usta gözlemcilere atıfta bulunuyor.
Bölümün son kısmında da şöyle bir çıkarım yapıyor Darwin diyor ki; kitapların bile 100-200 yılda yok olduğu söyleniyor, bu bağlamda binlerce hatta milyonlarca yılda fosillerin kalmamış ya da çok az olması normaldir.
10. Bölüm Organik Varlıkların Jeolojik Ardışıklığı Üzerine
Varlıkların bir jeolojik ardışıklığı var mı yok mu tam bilemiyor Darwin. Ama günümüz buluşlarıyla bu ardışıklık ilkesi anlam kazanmış olabilir.
Bir önceki bölüm ile bu bölümün özetini bu bölümün sonunda yapmış Darwin. Jeoloji ile evrim çok ilintilidir. Darwin o zamanlarda bunu söylemiş ve çok haklı.
11 ve 12. Bölüm – Coğrafi Dağılım
Darwin kitabında en uzun şekilde bu konudan bahsetmiş. Coğrafi dağılım konusuna iki bölüm birden ayırmıştır. Ayrıca Darwin en çok bu bölümde tüm canlılığın tek ve ilk canlıdan geldiğini düşündüğünü yazmıştır.
Darwin’in kafasına takılan sorunlardan biri de karasal olarak hiçbir bağlantısı olmayan yerlerde aynı canlıların nasıl var olduğu konusu. Ancak kendi araştırmalarıyla bu konuyu da mantıklı bir çerçeve içerisine sokmayı başarmıştır.
Önce bitkilerden bahsetmiş ve tohumların deniz aşırı yollara çok fazla dayanıklı olduğunu ve bu yolla taşınabildiğini söylemiştir.
Sonra kuşlara bakmış ve kuşların daha kolay göç edebildiğini bu yüzden de aynı ya da benzer kuşların farklı coğrafi bölgelerde daha sık gördüklerini bu mantık içerisinde açıklamıştır.
Sonra da karasal hayvanlara bakmış ve karasal hayvanların deniz aşırı bölgelere daha zor gittiklerini ve bu yüzden de endemik hayvanlara ada bölgelerinde daha sık rastlandığını söylemiştir.
13. Bölüm – Organik Varlıkların Ortak Yakınlıkları
Darwin bu bölümde kendi tabiriyle “Güdük” organlardan bahsetmiştir. Günümüz tanımıyla söylersek bunlar körelmiş organlardır. Tabii o zamanlarda bu konu ile ilgili fazla bir buluş olmadığından konuya detaylıca değinememiştir. Ama günümüz buluşlarıyla biz biliyoruz ki insanlarda yirmilik dişler ve apandisitler birer güdük organlardır.
14. Bölüm – Son Özet ve Sonuç
Darwin bu son bölümde ilk on üç bölümü tek tek ele almış ve kendi düşüncelerini kısa bir şekilde anlatmıştır.
Kitabın son cümlesi:
“Yaşamın, Yaratıcı tarafından başlangıçta birkaç veya tek bir forma üflenmiş çeşitli güçlere sahip olduğunu anlayan; ve bu gezgen sabit kütle çekim yasasına göre dönmeyi sürdürürken, böylesine basit bir başlangıçtan, sınırsız sayıda en güzel ve en şaşırtıcı formun evrimleşmiş ve evrimleşmekte olduğunu kavrayan bu görüşte ihtişam vardır.”