6/10
·240 syf.··
2024 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2024 02:40
İlk izlenim olarak kitapta çok fazla Rumca/Yunanca diyaloglar geçtiğini ve bunların Türkçe karşılıkları verilmemesini bir eksiklik olarak yorumladığımı söyleyebilirim. Rumca ifadelerde ne demek istendiğini, alt satırları okuduğunuzda çıkarımlar yaparak anlamanız gerekiyor. Kıbrıs’ta Rumca bilenler çoğunlukla yaşlılarımızdır. Ada ikiye bölünmeden önce karışık şekilde yaşadıkları için, iki toplum birbirinin kültüründen etkilenmiş. Fakat bu kişilerin sayısı da giderek azalmaktadır, günlük konuşma dilinde belli başlı ifadeler/deyimler haricinde Rumca konuşan yoktur. Zaten bahsettiğim deyimler de söylene söylene artık Türkçeye evrilmiştir. Biz Kıbrıslı gençler dilimize kazandırılmış veya kulaktan duyma bazı sözler dışında Rumca bilmiyoruz. Dolayısıyla kitabı okurken zorlandım. Eserde dönemin (1960lar) yerel ağzı yansıtılmaya çalışılmış fakat herkesin bu yabancı dili bilmediği ve yanında sözlükle okuma yapmasının zor olduğu göz önünde bulundurulmalıydı. Rumca sözlerin geçtiği kısımlara Türkçe karşılıklar da yazılmalıydı. Güncelliyorum: Akıcı ya da sade bir dili var diyemem çünkü anlatım çok karışık. Bir konudan başka bir konuya atlıyor gibi. Cümleler çok uzun, zarf fiillerle gereksiz yere süslenmiş. Maalesef Alev Alatlı’nın dilini beğenemedim. Hikayeyi gereksiz bilgilerle uzatıyor, konuyu ana hatlarıyla doğru düzgün özetlemediği için kitabın yarısına geldiğinizde bile aklınızda soru işaretleri kalıyor. İçeriğe gelecek olursak fazla klasik ve yüzeysel geldi bana. Bu kadar övülecek veya popüler olabilecek bir eser olarak görmüyorum açıkçası. Başı da sonu da çok havada kaldı… Kıbrıs Türkçesi, Türkiye Türkçesinin alt kolu sayılır. Kıbrıs ağzını çok yapmacık bir şekilde yansıtmış esere. Bu kitapta yazıldığı gibi konuşmuyoruz. Okurken o yapmacıklığı hissediyorsunuz. Ben yerli olarak okurken zorlandıysam Kıbrıs ağzına yabancı birisi okuduğunda hiçbir şey anlamayacağından eminim. Nasıl konuşuyor bu insanlar böyle diye düşünebilirsiniz, böyle konuşmadığımıza emin olabilirsiniz. Türkiyeli yazarların, Kıbrıs ağzının özelliklerini araştırmadan, konuşmaları birebir dinlemeden kitap yazmaması gerektiği kanaatindeyim. Not: Allah aşkına öğrenin şu şehrin adını artık! Mağosa değil MAĞUSA ! Gazimağusa. Yaseminler Tüter mi, Hâlâ? Alev Alatlı
Yaseminler Tüter mi, Hâlâ?Alev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024822 okunma
·
140 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.