·320 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Ağustos 2024 00:38 Matt Haigh kalemine, düşünce biçimine, hayal dünyasına ve okuyucuyla olan duygusal bağlantısına hayran olduğum yazarlardan biri.
Gece Yarısı Kütüphanesi ne kadar güzelse bu kitap da o kadar güzel, o kadar akıcı ve bir o kadar akılda kalıcı...
Kitaptaki karakterlerle beraber 1600'lü yıllardan 1900'lü yıllara gidip gelmek gerçekten muazzamdı. Kitabı okumadım, adeta kocaman ekranda izledim.
Ve kitaptaki şu paragraf her şeyi anlatıyor bence..
Tıpkı hayat gibi..
"Ölmek nasıl bir ansa yaşamak da bir an. Gözlerini kapar ve bütün gereksiz korkuların çözülüp gitmesine izin verirsin. Sonra korkudan muaf olan bu yeni varoluş halinde kendine sorarsın: Ben kimim? Şüpheler olmadan yaşayabilseydim neler yapardım? Haksızlığa g rama korkusu olmadan yaşayabilseydim? Acıdan korkmadan sevebilseydim? Yarın o tadı nasıl özleyeceğimi düşünmeden, bugünün tadını çıkarabilseydim? Zamanın geçişinden ve sevdiklerimi benden çalabileceğinden korkmamış olsaydım? Evet. Ne yapardım? Kimleri umursardım? Ne için savaşırdım? Hangi yollarda yüründüm? Neler den haz alırdım? İçimdeki hangi gizemleri çözerdim? Kısacası, nasıl yaşardım?"