Sessiz Hasta Kitap Yorumu
2/10
·309 syf.··
2024 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2024 15:03
Öncelikle Sessiz Hasta nasıl Goodreads’de “En iyi gerilim romanı ödülü” almış aklım almıyor. Ana karakterden başlayarak sonsuza kadar giden sorunlar içeriyor kitap. Alex Michaelides’in belki diğer kitapları daha iyi olabilir bunun hakkında bir yorum yapamam fakat yazarın bir daha psikoloji/psikoterapi içeren başka hiçbir şey yapmaması gerektiğini söyleyebilirim. Sözde yarı-zamanlı gençler için bir klinikte çalışmış ve psikoterapi post-doc’una başlamış (iyi ki post-doc tamamlamamış çünkü öyle bir terapist yarardan daha çok zarar getirirdi). Tamam belki yazarın bir diploması yok fakat en azından araştırmasını düzgün yapabilirdi. Google’a yazmış ve bulduğu ilk şeyi kitabında kullanmış, acaba bu bilgi doğru mu diye sorgulamadan. Öncelikle ana karakterimiz, psikoterapist Theo’nun sorunları ile başlayalım — ve karakter bir bakıma self-insert olduğu için Theo’nun sorunları kitabın geneline yansıyor: 1. “Onu tamir etmek istiyorum… Alicia Berenson’a yardım edebilecek niteliğe sahip tek kişi olduğumu düşünüyorum (sf.12-13)” Öncelikle hiçbir psikoterapist hastasıyla (ki burada daha hastası bile değil) bu kadar saplantılı bir bağ kurmamalıdır, hem terapist hem de hasta için oldukça zararlı şeylere sebep verebilir. “Tamir” kavramı da aynı şekilde, psikoterapide asla kullanılmayan çünkü hem hasta-terapist ilişkisine hem de iyileşme sürecine zarar verebilecek niteliktedir. Ve bu alıntıdaki son sorun ana karakterin yenilmez egosu… Dünyada onun eğitiminin kat be katını almış yüzlerce, hatta binlerce insan varken bu adam nasıl “niteliğe sahip tek kişi” olabiliyor. Ayrıca eski çalıştığı yerdeki hastalarını sadece bir kadına olan saplantısı için bırakabilmesi “niteliğinin” tamamını sorgu altına çekiyor. Bu adamın istediği işi alması değil diplomasının alınması gerekiyordu. 2. “ÇOCUKLUK” takıntısı. Elbette çocukluğun insan psikolojisinin gelişiminde bir etkisi var fakat bir insan ergenken ya da yetişkinken de derin bir travma yaşayabilir ve tüm hayatını etkileyebilir. Şahsen kitap boyunca yazarın serpiştirdiği Freud göndermeleri ile bu noktayı bağlayabiliriz. Freud’un psikoterapisinin üstüne yüzlerce kritik gelmiş ve geliştirilmiş olmasına rağmen yazar hala o yüzyılda takılı kalmış. 3. Alicia’nın asıl doktoruna danışmadan ilaç dozunu değiştirmesi Hiçbir doktor, bir hastanın asıl doktoruna ve hastanın kendisine danışmadan ilacı ve dozajını kafasına göre değiştiremez. İlacın dozajı ve azaltılmasının gerçekliği hakkında başka sorunlar da var fakat bundan daha ileride bahsedeceğim. 4. Alicia’nın ona saldırması. Evet maalesef bir hastanın doktoruna fiziksel şiddet uygulaması karşılanan bir olay, fakat asla bu kitapta olduğu gibi kolayca geçiştirilemez. “Şiddetle bizimle konuşmaya çalışıyor hadi devam edelim.” düşüncesi asla gerçek olmayan ve tehlikeli bir yaklaşım. 5. Alicia’nın akrabaları ile görüşmesi Bir terapist, özellikle hasta reşit ise, üstlerinden veya hastanın kendisinden izin almadan akrabalar ile görüşemez. İzin aldıysa bile bu görüşmeler kontrollü bir şekilde gerçekleşir, yani bir doktor kafasına göre hastanın kuzeninin kapısına gidemez. 6. Müdür’ün işine karışması. Müdür Stephanie, Theo’ya ben hallederim dese bile Theo inatla kendini Alicia’nın komşusu ile olan sohbete sokuyor. Herhangi bir çalışanın, sadece terapist olmak zorunda değil, emir komuta zincirine saygılı olması gerekir. Eğer bu zincir kırılırsa hiç bir kurum doğru düzgün yürüyemez. Fakat Theo sadece kendi takıntısı için bunu görmezden geliyor ve ardından hemşire Yuri’yi de işin içine katarak müdürü zor bir duruma düşürüyor. (Ben olsam bu adamı kovardım, hatta ilk başta almazdım fakat o ayrı konu (1. not)) 7. Alicia’yı yemeğiyle oynadığı için bir anoreksiya hastasına benzetmesi. Yeme bozuklukları sadece yemek ile alakalı değildir. Vücut algısı, kontrol isteği ve daha bir sürü sebep olabilir Theo’nun, (yani yazarın) böyle bir benzetme yapması psikolojik hastalıkları gerçekten anlamadığına işaret ediyor ve yine “niteliğini” sorguya çektiriyor. Ayrıca yazarın sonraki sayfalarda “Çok zayıflamışsın, bir deri bir kemik kalmışsın. Çok kıskandım (sf.179)” diyaloğunu eklemesi daha önceki yeme bozukluğu yorumu yüzünden çok daha rahatsız edici oluyor. Eğer Alicia anoreksiya hastası ise, ki buna dair bir şey yine asla bahsedilmiyor, yazarın buna imrendirdiği bir diyalog yazması, bu konuda zorlanan okurların kendi iç mücadelelerini kötü etkileyebilir. Ve maalesef yazar bu konu hakkında asla düşünmemiş. 8. Önüne gelene tanı koyması Psikoterapist olduğu için ve hayatı hasta görüşmeleriyle dolu olduğunu varsayarsak karşılaştığı insanların analizini çıkarmak bir derece kabul edilebilir olsa da gerçek bir psikoterapist önüne gelen her insan hakkında “şu tanı, bu tanı” diye düşünemez, çünkü tanı almak bir sürü görüşme ve testler gerektirir. Hatta bunların sonunda hasta tanı bile almayabilir. Psikolojik hastalıklar saniyesinde tanı konulabilen hastalıklardan değildir. Ve sıra şimdi genel olarak psikoterapi hakkında sorunlarda: 1. Yazar “Ben bilgiliyim!” imajı vermek için bir ilaç ve kafasına göre dozlar belirtiyor. Öncelikle Alicia’nın tanısı kişilik bozukluğu diğer adıyla borderline. Bu ilaç borderline hastaları için kullanılıyor olsa da bu bozukluk için maksimum doz 5-6 mg'ı geçmemektedir. Yazarın ilk bahsettiği 16 mg şizofreni için maksimum kullanılan dozajdır ve kitapta Alicia’nın şizofreni tanısı olduğu hiçbir yerde geçmiyor. Yazar sadece “Risperdione maksimum dozajı” diye aratmış ve önüne çıkan en yüksek mg’ı alıp ben bunu kullanırım demiş. 2. Dozaj düşürme: 16mg ve 5mg arasındaki geçiş birkaç günde yapılamaz. Bu tür ilaçların ciddi yoksunluk belirtileri vardır ve çok dikkatli bir şekilde, azar azar, haftalar alan bir süreç ile azaltılması gerekir. Ama tabii ki de kitapta bu kadar uzun bir süreye yer olmadığın için yazar bunu es geçmiş. Ayrıca genel olarak her şeyin içinde bir Yunan göndermesi bazı yerlerde çok alakasız olmuş. Tamam yazar yunan olduğu için ve mitler, tanrılar, tragedyalar hayatının önemli bir bölümünü kapladığı için eklemek istemiş olabilir, ama yerine göre eklenseydi daha etkili bir yazım aracı olabilirdi. Şu an sadece yazarın “Ben Yunan’ım!” demek istediğini duyuyorum bu göndermelerde. Kurgusal olarak Kathy’nin aldatma bölümlerinin beş sene öncesinde olduğuna dair hiçbir ipucu yok, asıl olay ortaya çıktığında okurun aklını karıştırıyor. Elbette okuru parmak ucunda tutmak için yapılmış olsa da birkaç ipucu ile daha da zenginleştirilebilir olduğuna inanıyorum. Ayrıca Theo’nun kitap boyunca Alicia’yı tamir etme dürtüsünün temeli son anda bahsedilenden çok farklıydı. Kitabın asıl dönüm noktasından sonra Theo tamamen farklı bir kişiliğe bürünüyor ve okur sanki iki farklı kişiyi okumuş gibi oluyor. Dönüm noktasından önceki ve sonraki Theo’yu bağlayan hiçbir karakteristik özellik maalesef yok, ve bu yüzden asıl kurgu çok havada kalıyor. Psikoloji hakkında bir şey bilmiyorsanız eğlenceli bir kitap olabilir ama asla gerçek bir psikoterapiyi anlatmıyor. Ama arada güzel alıntılar olmadığını söyleyemem, yine de toplamına bakıldığında felaket bir kitap.
1000Kitap
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,8bin okunma
·1 alıntı·
1.460 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Psikoloji hakkında pek bir bilgim yok. Ama kitapta benim bile bu saçma dediğim yerler oldu. Neden bu kadar abartıldı anlamadım. Özellikle sonu hoşuma gitmedi. Ve o 5 sene önce Theo nun aldatıldığı zaman dilimi için ipucu yoktu kafa karıştı ve hayal kırıklığına uğrattı.
Merhabalar 7. numaralı yorumunuz bana pek gerçekçi bir bakış açısıyla yazılmamış gibi geldi. Kitaplarda yeme bozukluklarının konu edilmemesi mi gerekiyor? O zaman taciz, tecavüz, cinayet, şiddet gibi konular da yer edinmemeli ki kimseyi rahatsız etmesin? Kitaplarda sadece pozitif konular mı ele alınsın. Bu yoruma katılmıyorum ve hiçbir zaman da katılmayacağım. Kitaplar dünyadaki yanlış da olsa kötü de olsa tüm gerçeklikleri olduğu gibi ele almalı fikrimce. Hayatın gerçeklerinden korkmamak lazım. Kitapta yeme bozukluğundan daha ağır daha rahatsız edici konular yer alıyor. O zaman en başında bu kitap hiç okunmamalı (!) 1, 5, 6 ve 7 numaralı yorumlarınız ise gayet doğru fakat buradaki asıl mesaj zaten Theo’nun sağlıksız bir zihne sahip olması. Bunu da kitabın sonlarına doğru daha net bir şekilde anlıyoruz. Teşekkürler.
mendel.
Gönderi Sahibi
Merhaba yeni gördüm o yüzden şimdi cevap yazıyorum. Fakat ben yorumumun hiç bir yerinde şu konu işlenmesin vb gibi bir yorum yapmadım. Sadece yeme bozukluğunun bu kadar basit olmadığını ve ortaya istendiği zaman atılabilecek bir tanı olmadığını söyledim, ve devamında da söyledim ki “eğer varsa ki kitapta tanıdan bahsedilmiyor, “zayıflığını kıskandım” yorumu hasta hatta okurlar için zararlı olur, çünkü bu bir güzellemedir, ve hiçbir hastalık ya da bahsettiğiniz kötü olayların kitaplarda güzellenmesi, normalleştirilmesi olmaması gerekir. Yorumlarım psikoloji ve psikoterapi açısından bilgili biri tarafından bu kitaptaki psikoloji ve psikoterapi yanlışları hakkındaydı. Evet, kitap zaten Theo’nun asıl psikolojik hasta olması hakkında ama yine de psikoterapilerde sadece doktora bağlı olmayan kurallar, bir işleme şekli vardır.