Gönderi

Ya bayılıyorum bu Fatih'e. Çok tatlı bir salak.
Elleri belinde önce dükkâna muhtar edasıyla bir göz attı. Asayişi berkemal bulmuş olacak bakışları beni buldu. Bulduğu gibi de kaşları çatıldı. Dikkatle yüzüme bakarken bana doğru birkaç adım attı. Yüzümde bir şey mi vardı? Saniyeler içinde burnumun dibine girmişti. "Senin gözlerin hep bu renk miydi?" Soruyu tam idrak edememiştim. Benim de kaşlarım çatılırken geri çekildim. "O nasıl soru ya?" Kafan mı güzel? diye soramamıştım tabii. Belli ki afyonu henüz patlamayan tek ben değildim. Fatih abinin Nil diye bir kardeşi olmadığından, abim gibi öğlene kadar güzellik uykusunu alma lüksü de yoktu yazık. Aramızdaki camekânlı tezgahın üzerinden eğilip tekrar yaklaştı. Ona daha önce hiç bu kadar yakından bakmamıştım: Dudakları pek kalın sayılmazdı. Düzgün bir burnu, uzun, gür kirpiklerin çevrelediği koyu kahverengi gözleri vardı. Sanki beni hayatında ilk kez görmüş gibi bakıyordu. "Lens falan mı yoksa? Sanki daha normal bir renkti eskiden." Normal renk de ne demekti? Bizim ailede ablam hariç herkesin gözleri aynı rengin tonlarıydı.
Sayfa 35 - Fatih & Nil·Kitabı okudu
Alıntı
·
56 Gösterim
1 Yorum
Evet ya, şapşal sjsnns
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.