Puan vermedi·320 syf.····Okunma: 29 Ağustos 2024 21:12 "hiç bir şey göründüğü gibi değildir"
Kitabın başında ki bu cümle bize ulaşan tarihi tarif ediyor.
Çeşitli kısıtlamalar matbaaya gelen sansürler toplatılan kitaplar değiştirilen alfabe istiklâlini kazanmış bir millete karşı tedbiren kurulan istiklal mahkemesi ve Karabekir Paşa'ya kadar uzanan yasaklarla bu güne nesillere bize ulaşan(?) tarihin gerçekliğini sorgulatıyor.
Kitabın başında kısa kısa CHP gurup tartışmaları Kazım Karabekir Paşa'ya karşı iddialar ve onun açıklamaları bulunuyor.
Sonrasında çeşitli yazılarıyla hatırat tadında ilerliyor.
Kitapta Atatürk'ün istiklal harbi öncesi ve sonrası halini okuyoruz,
Bir yanda ulu camii de hutbe veren hilafetin önemini millettin manevi değerlerini anlatan peygamberimizi âlini şeriatı yücelten anlatan vaaz veren Atatürk
Sonrasında dini terakkiye engel gören hilafeti lağveden rakı masasında devletin meselelerini halleden bir Atatürk.
Bunları eleştiri olarak yazmıyorum bunlar Kazım Karabekir Paşa'nın hayret ifadeleridir. Sadece süreç ve değişimi göstermek için yazıyorum.
Bir yanda sarıklı bir yanda şapkalı tasvir edilen bir Mustafa Kemal Paşa ya şahit olmuş bu millet.
Fakat İstiklal harbinin doğu cephesinin en önemli şahıslarından olan Kazım Karabekir Paşa bastırılmış yok sayılmış bir çok meselede habersiz bırakılmış cumhuriyetin ilanı hilafetin lağvi Musul savaş teşebbüsü dahilinde bir çok haberi yüksek rütbesine rağmen gazetelerden öğrenmiştir.
Daha çeşitli bir çok iddialarına rağmen sevgisini saygısını defalarca dile getirmiş eleitireceği vakit milleti için hiç bir zaman diline ked vurmamış.
Bu yüzden doğru söz söyleyen dokuz köyden kovulurmuş.
Hakkında tevkif (tutuklama) kararı çıkartılıp istiklal mahkemesinde yargılanmış ve dahi kitapları toplatılmış hatıralarına dahi el uzatılmak istenmiştir.
Not: kitapta yazılanı aktardım kendi düşüncelerim gibi görünse de hepsi kitabın özeti niteliğindedir.