Puan vermedi·880 syf.····Okunma: 30 Ağustos 2024 12:08 Gerçeği söylemek gerekirse Dostoyevski'nin yazmış olduğu kitapları beğenmemek gibi bir durum benim için söz konusu değil. Lilith yayınları birebir çeviri olduğu için sadeleştirilmiş metinlerine göre çok daha kapsamlı ve etkileyiciydi. Her karakterin iç dünyası öylesine şeffaf bir şekilde betimleniyor ki karakteri bütün yönleriyle tanımak ve anlamak kaçınılmaz oluyor. Zaten yazarın kitaplarının her zaman söz ettirdiği özelliğidir bu. Gelelim Suç ve Ceza' ya.
Kafası çalışan zeki bir gencin akla dayandırarak, tarihi meseleleri irdeleyerek kendince çıkarım yaptığı ve kendini adadığı idealinin, bütün gerekçeleri mantıklı olmasına rağmen kendisini nasıl yanlışa sürüklediğini okuduğumuz bir roman. Aslında vicdani ve ahlaki değerleri yüksek ve merhametli bir karakteri bile; yanlış muhakeme, kibir ve hayat için çaba göstermeden sadece teori üzerine düşünülmüş bir ideale inanç olarak maddeleyebilecegimiz üçlemenin nasıl canileştirebileceğini gözler önüne seriyor. Fakat bütün gerekçeleri mantığa yatkın haldeyken vicdani sorgusu, kendi benliğinde bulundurduğu zaafları irdelemesi, haklılığından şüphe duymuyorken onun doğru olana kapı aralamasını sağlıyor. Ciddi sert eleştirileri, kendini üstün gördüğü ve başkasına her şeyi yapabilme hakkına sahip olduğunu düşündüren kibrini alaşağı ediyor. Öfkesi uzun süre içini kemiriyor ancak en sonunda sevgiyle yeni bir umuda kucak açabiliyor.
Baş karakterin yanında birçok yan karakterle desteklenmiş bu roman, günümüz insanının tasviri ve anlayışını kavramak için sözlük niyetine okunabilir. Edebi tarzı oldukça tatmin edici ve yol gösterici. Klasik olmanın onurunu tümüyle hak ediyor.