Uzun süredir bu kadar gülerek bir kitap okumamıştım açıkcası. Bana sanki kitap okumuyormuşum da komedi tadında macera dolu fantastik bir film izliyormuşum gibi geldi. Her cümleyi kafamda canlandırıp, bir ekranda izledim. Yaparkende bolca eğlendim.
Hem akıcı olsun, hem içinde aşk olsun, hem de maceralı ve heyecanlı olsun diyorsanız tam size göre bir eser.
Her şey Kaya’nın kendine doğum günü hediyesi olarak Moskova bileti almasıyla başlıyor. Kaya’nın ne kadar ilginç bir insan olduğunu doğum gününde tek başına Moskovaya gitmek istediğinden anlayabilirsiniz.
Ancak Moskova tatili hiçte tatil tadında başlamamıştır. Kaya ardı arkası kesilmeyen olay silsilelerinin içine düşmüştür. Adeta Moskova’da bir Türk kovboyuna dönüşen Kaya her türlü belaya korkmadan atlamıştır. Türklük kanında var nasıl olsa.
Yazar, olay örgüsünü Moskova’da geçirsede Türkiye’ye ve Türk kültürüne sık sık değinmiştir. Açıkcası bu benim çok hoşuma gitti. Milli yiyeceklerimizden tut, Türklerin fedakar olduğunu bile eserinde göstermiştir.
Aslında kurgu içerisine tarihi sentezlemiştir. Türkler ne kadar zor zamanlar geçirsede başka ülkelere yardım etmekten çekinmediğini eserinde göstermiştir.
Ayrıca çok cesur olan kahramanımız Kaya sanırım biraz çapkında. Tam olarak kime aşık olduğunu çözemedim ama sevdiğinide güzel sevdiğini gördüm.
Ajanlar, mafyalar, planlar, bir at, soytarı bir penguen ve daha fazlası bu eserde. Yanlış duymadınız bir penguen. O da bu oyunun bir parçası.
Daha fazla anlatmasam iyi olur. Kaya’nın Moskova’daki bu macerasını bizzat sizin okumanızı tavsiye ederim.
Hayatın sıradanlığından ve sıkıcılığından biraz uzaklaşıp Kaya’ya takılın derim.