İnsan neden yıkar?
9/10
·712 syf.··
Beğendi
·
2024 62. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2024 13:13
Niyet ettim Allah’ım sınavı olacakmış gibi okuduğum bu kitaptan anladıklarımı özetlemeye. İnsan neden yıkar? Erich Fromm, “kötülük insanın içinde var” gibi bir yerden açıklamaya giden içgüdücülerden de “çevresel yapılanma insanı buna zorluyor” diyen çevrecilerden de, “insan davranışları koşullandırılarak insanlar yıkıcı hale getiriliyor” diyen davranışçılardan da sıyrılarak soruya daha komplike bir yerden bakıyor. Kitabın ilk kısmında insanın homo sapiense evriminden önceki süreciyle ve diğer memelilerdeki yıkıcı saldırganlık belirtileriyle ilgili makale tarzında bir anlatım görüyoruz. Yıkıcı eğilimin yok denecek kadar az olduğu bu süreçlerden sonra, homo sapienste bir anda içimize şeytan kaçmıyor şükür ki.. öyle bir anda üstünlük savaşına falan da girmiyoruz. Hatta aksine, maymunlardan farklı olarak ilkel insanda düzenli bir işbirliği dikkat çekiyor. İlkel(avcı toplayıcı) insanın toplum düzeninde yönetimdeki önderlerde ise bir süreklilik görmüyoruz ve bence en önemlisi, bir önderin olmazsa olmaz özelliğinin gücü değil topluma örnek olması olduğunu görüyoruz. E sonra ne oluyor bize rahatlık mı batıyor derseniz, tarım yapıyoruz efendim, Cilalı Taş Devri’ndeyiz. Diyoruz ki “aa ben bir şeyi meydana getirmek için kendi isteklerimi kullanabilirim.” Hmmm burada bir şimşek çakıyor ama daha yıkıcılıktan bihaberiz henüz ekonomik ve toplumsal temelimiz bile yok. Kuralım hemen o temeli: Kentsel Devrim. Tarımla birlikte ürünler ürettik, ihtiyacımızdan fazla. Başkası başka bir şey üretti, ihtiyacından fazla. Sermaye var işçi var, başı hiç eksik olur mu? Buyrun kölelik buyrun sermaye birikimi istenci. Mutlak güç, toprağı işleyenden hop onu yönetene geçiyor, bkz: devlet :) insanın denetlenebilirliği kavramının oyunumuzda açtığı karakterleri tanıtalım: boyun eğici insan ve denetim tutkulu(sadist) insan. Burda ip koptu daha neyi toparlayacağız demeyin, bu süreci yaşamı olumlayıcı toplumlar* gayet de barışçıl şekilde yönetiyorlar. Tam tersi; yarışmayı, özel mülkiyeti önceleyen ve katı hiyerarşik yapıda olanlar da ortaya çıkıyor tabi. Bu tür yıkıcı toplumların öncelikleri “güç” olduğundan mıdır bilinmez, uygarlık “geliştikçe” yıkıcı devletler artıyor. E sonrası malum. Bu süreçte insan neden kendi yaşamını tehdit eden bu savaşları icat etti? Çünkü insan,diğer hayvanlardan farklı olarak, varlığını sürdürmek için gerekli bir anlam arıyordu. İnsan esas gücünü, yaşama içgüdüsünden değil yaşama anlamından alıyordu. Varlığını adadığı bu ereğin cevabı Tanrı olduğunda çocuğunu kurban etmeye*; devlet olduğunda da yine aynı şeyi yapmaya hazırdı. Devlet sermayesini korumak ve büyütmek isteyen devletin ereklerini olduğu gibi kendi ereği bellemeye hazır bir halk ve devlet sermayesini korumak ve büyütmek amacı güden bir yönetim varken savaşa eğilimin artması kaçınılmazdı. Kitabın henüz yarısına değindiğimi, fakat geri kalanında işlerin daha da ilginçleştiğini söyleyeyim. Uygarlık geliştikçe(!) “sırf yıkmak için yıkan” yani sadist insanın gücü ele geçirmesine izin veren bir sistem yaratıyoruz ki bu en korkuncu. Sadist insan ele geçirdiği bu gücü, halkı “devlet, soy, ırk için” diye kandırarak aslında kendi sadist, narsist veya ölüsever benliğini doyurmak için kullanıyor. Bkz: savaş suçları, toplu katliamlar. Devamında yakın örnekleri olan Himmler ve Hitler ile sadistlik ve ölüseverliği tanıyoruz ki benim en merakla okuduğum kısımlar bu kısımlardı. Son olarak “İnsan kötüdür efenim gücü olan ezer.” kötümserlerinden de, dünya yıkılırken “çiçekler açacak her şey çok güzel olacak” diyen iyimserlerden de sıyrılıp; yaşamı olumlayıcı toplum modeli kurabilme inancını taşıdığını belirterek bitiriyor Erich Fromm. Tabi böyle değil anlatıyor onu siz okuyun. Buraya kadar okuyan sabırlı okuyuculara kitabı şiddetle tavsiye etmemin yanı sıra minik bir öneri: kitap jazz müzik playlistiyle çok iyi gidiyor, jazzla arası olmayan biri olarak söylüyorum. İyi okumalar :)
1000Kitap
İnsandaki Yıkıcılığın KökenleriErich Fromm · Say Yayınları · 2018338 okunma
·
143 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.