Öncelikle merhabalar bu yazacağım ilk inceleme olacak hatalarım olursa affınıza sığınıyorum. Kitap yazarı Abdullah Gâlib Bergusi Filistin asıllı Ürdün vatandaşı bir komutan bize zindanda yaşadığı olay ve düşünceleri anlattığı bu kitabı bir nevi onu henüz hiç görmemiş kızının sorduğu soruyu cevaplamak için yazıyor, kitaba 'koruyucu meleğim' olarak nitelendirdiği büyük kızı Talâ'nın sorusuna cevap vererek başlıyor. Kitaba yaşayan şehit isminin verilmesinin de özel bir sebebi var Abdullah Galib Bergusi çok uzun süreli ceza ve işkencelere maruz kalıyor devamını kitaptaki bir alıntıdan getirmek isterim "Ben de yaşayıp yaşamadığımı bilmiyorum. Kabir gibi hücremde şehit mi oldum; yoksa hâlâ nefes alıp verebiliyor muyum nasıl bilebilirim ki?" Bu cümlelerden de görülüyor ki yaşadıklarından sonra ona yaşıyor demeye bin şahit ister bu yüzden kendine uzun yıllardır yaşayan şehit diyor. Aynı zamanda kitabı yazdığı şartlarda hiç düzgün şartlar değil. Gerek kitapları yazarken gerek dışarı sızdırmaya çalışırken çok zorluklar çekiyor çünkü kaldığı hücre tek kişilik ve her tarafı kameralar ile çevrili kitapta şöyle bir şeyden de bahsediyor, burada affınıza sığınıyorum ancak o yaşadıysa bizim dile getirmemiz ayıp olmaz diye düşünüyorum, boşaltım ihtiyacı karşılanırken bile kameranın bakmadığı bir yer bulamıyor. Bunun dışında ona yapılan işkencelerden birine de değinmek isterim. Uzun bir süre akıl hastanesinde yatıyor bunun sebebi ise düşmanın Abdullâh Galib Begusi'ye aklını kaybettirmek istemesi, çünkü oradaki tüm hastalar akli dengesini yitirmiş kişiler ağza alınmayacak küfürler ediyorlar ve kişisel bakım yapmaktan acizler bu da onları dayanılmaz kılıyor. Orada kaldığı dönemlerde yine de yazıyor çünkü biliyor cihad yalnızca elde silah ile yapılmaz. Gönlüm isterdi ki tüm kitabı buraya yazayım ancak yapamıyorum. Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederimm kitabı mutlaka okuyun hayırlı günler "Bir numaralı hücrede bir numara olmam gerektiğini öğrendim"