Aslında başta bu kitabı okurken bunun yazarın İnsanlığımı Yitirirken adlı eserinin içinden bir kesit olduğunu düşünmüştüm. Çünkü bu hikayede anlatılan intihar girişimi bahsettiğim diğer kitabın içindeki bir kesit gibi gelmişti. Oysa yazar bu kitabı İnsanlığımı Yitirirken'den 10 sene önce yazmış ve ana karakterler aynıymış. O yüzden benim yaptığım hataya düşmeyin ve ilk olarak bu kitabı okuyun. Gerçi çok bir kaybımın da olduğunu düşünmüyorum o yüzden hata denemez.
İnsanlığımı Yitirirken adlı eserde kahraman bakış açısı kullanan ve çok da güzel bir betimleme dili olan yazar burada acemiliğini az da olsa belli ediyor. Tanrı bakış açısı ile yazdığı bu eserde sık sık hikayenin arasına girip "Of! Bunu böyle yazmasam mı? Ben kötü bir yazarım." minvalinde kitabın KURGU olduğunu ve biri tarafından YAZILDIĞINI adeta gözümüze sokuyor. Bir yerden sonra "Sus da hikayede ne olmuş onu öğrenelim." moduna giriyor insan. Bu iyi bir şey mi derseniz hikayeyi merak ettirdiğini gösterdiği için tamamen kötü bir durum diyemem. Ama ben bu tarz kurgu olduğu hissettirilen hikayelerin içine giremediğim için kitabı okurken çok memnun kalmıyorum.
Ayrıca kitabın başında "Ya acaba bu ana karakter iki kitapta da aynı mı?" diye düşünsem de ilerledikçe "Eğer karakterler aynı değilse yazarın sürekli aynı konulardan ilerlemesi baya tembelce." diye düşünmeme engel olamadım. Ancak sonradan öğrendiğime göre aynı karakterler çıktı. Yazarın diğer hikayelerine bu yüzden şans vereceğimi düşünüyorum. Ama bu kitaptan çok hoşlanmadığımı belirtmeliyim.