·456 syf.····Okunma: 23 Temmuz 2023 17:04 Yazarı Osman Balcıgil’in bir gazeteci olmasından ötürü araştırma yönünün de yüksek olduğunu hemen anlıyorsunuz. Ne ben ne siz o dönemlerde yaşadık dolayısıyla ne kadar doğru aktarılmıştır 1955 Türkiyesi bilemeyiz ancak bana bir his geçtiyse, başarılı olduğu kanısına varmakta haklı olduğumu düşünüyorum. Kendimi her gün Suzan ile iş ve evi arasıdaki yolu arşınlarken, vapur havasını içime çekerken, adada bisiklet sürerken buldum ve hiç yaşamamış olduğum bir dönemin İstanbul’unu bugünde hissettim.
Osman Balcıgil’in araştırmacılık kadar iyi yapamadığı konular da bariz bir şekilde göze çarpıyordu kitabı okurken. Betimlemeleri, kitabın yazı dilinin basitliği, o ellerin bir roman kaleme almak için yaratılmadığını gösteriyor ilk bakışta. Hatta öyle ki kitaptan aldığınız zevki de büyük ölçüde yarıya indiriyor bu sıradan, süsten ve bir kimlikten uzak olan yazılış tarzı.
Benim kitabı okumaya başlarken hayal ettiğim ile okuduğum kitabın bağdaşmadığı bir nokta vardı, burası ne yazarın ne kitabın hatasıdır ancak benim “şöyle böyle olsaydı daha iyi olurdu” diyerek bir yorum, bir öneri katacağım noktadır. Ben hikâyenin milliyetçi sayılabilecek bir ailede doğup büyümüş bir Türk kızıyla bir Rum oğlunun arasında geçeceğini düşünmüş, bunun hikâyeye daha iyi bir çatışma katacağını düşünmüştüm. Suzan ve Yorgo’nun hikayesi hiç böyle değil; aileleri kapı komşuları ve arkadaş, evlenmeleri ve mutlu olmaları için hiçbir engel yok önlerinde. Buna rağmen planlar ve gerçekler ortak bir noktada kesişmiyor. Hikayenin ana noktası 6-7 Eylül Olayları olduğu için, böyle bir çatışma hikaye için gerekli görülmemiş olabilir, bu da mantıklı bir düşüncedir.
Romanda her şey olağan bir sıradanlıkla ve neredeyse “her bölüm de aynı ilerliyor” diyeceğim bir rutinle ilerlerken bir anda her şeyin saniyeler içinde mahvolması gerçek hayatla ne kadar uyuşuyor. Hiç beklemediği anda felaketler üzerinden geçiyor insanın. Severek okumasam da severek bitirdiğim bir kitap oldu bu yüzden.
Kitabı sadece edebi yönünden eleştirmek istediğim için 6-7 Eylül olaylarına girmek istemiyorum, ancak şunu söylemeden yazıyı bitirmek elde değil, insan olmaktan utandığım anlar oluyor bazen.