İlk olarak kitabın konusundan kısaca bahsedeyim. Övgülerimi en sona saklayayım en iyisi.
Başarılı bir ressam,kocası Garbriel'ın onun daha iyi hissetmesini sağlamak için günlük tutmasını söylemesiyle günlük tutmaya başlayan(daha sonrasında bu günlük altın değerinde olacak) ve huzurlu bir yaşam sürdüğü düşünülen fakat bir gün kocasını sandalyeye bağlayıp suratına 5 kez ateş ederek öldürdükten sonra derin bir sessizliğe gömülen kadın Alicia Berenson
Yan komşusunun silah sesleri duyup polisi aramasıyla polisler eve gelince sandalyeye bağlı yüzü kanlar içinde olan Gabriel,sandalyenin önünde üstündeki bembeyaz elbisesindeki kanlarla donmuş bir şekilde Gabriel'a bakan Alicia, Alica'nın hemen yanında yerde duran silah,Kan ve beyin parçalarıyla süslenmiş bir duvarla karşılaşıyorlar. Polisler karşılaştıkları sahneyle şoke oluyorlar fakat daha sonrasında bu olayı irdelemiyorlar. Alicia direkt katil damgası yiyerek suçlanıyor. Hapise girmesi gerekirken çıktığı mahkemede hiçbir savunma yapmaması hatta tek bir mimik bile yapmamasıyla zaten küçüklüğünden beri sürekli Alicia'nın akıl sağlığının yerinde olmadığı söylendiği için onu bir akıl hastanesine kapattılar.
Adli psikoterapist Theo Faber Alicia'yı konuşturmak ve olanları anlatmasını ister. Tabii herkese böyle söylüyor. Peki gerçekten onun konuşmasını istiyor mu? İşte burası büyük bir soru işareti.
Müthiş bir psikolojik gerilim kitabı. Bu tarz kitaplarda her zaman bir ters köşe olmuştur. Emin olun ki bunda da büyük bir ters köşe var. Kitabın sonlarına doğru hafiften kendini belli etmiş gerçekler ama ben hiçbir zaman o kişiden şüphelenmemiştim. O yüzden detaylara dikkat etmedim.
Kitaba tek kelimeyle bayıldım. 309 sayfa ama kitap akıcı olunca baya kısa geldi. Aslında 1 gün de hatta daha az bir süre de bitirebilirdim ama kitabın bitmesini,sonlanmasını ve gerçeklerle yüzleşmek istemedim. Olabildiğince uzatmaya çalıştım fakat yine de bitti. Bu arada çok fazla bölüm var içinde ama bölümler 2-3 sayfalık hatta yarım sayfa olan bölümler bile vardı. Hem olay örgüsü hem de bölümlerin kısalığı kitabı baya akıcı yaptı.
Sessiz hasta kitabından yaptığım çıkarımlar:
=> Kimse ve hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
=> Herkesin bir sırrı vardır.
=> İnsanların yaptığı her hareketin her eylemin altında yatan gizli bir anlam vardır.
Soğuk Ter ve Sakın Yalan Söyleme kitaplarında da bunlara benzer çıkarımlar yapmıştım. Gerilim kitapları okumadan önce kendime bunları hatırlatarak okumaya başlayacağım. Belki o zaman olayların karmaşıklığını daha kolay çözebilirim:)
Arkadaşım (@Letheskyfall) yitik kızları aldı. O okuduktan sonra konusunu bana anlatır. Her kitabı birbirimizi anlattığımız için artık o anlatmadığı sürece konuları anlayamıyorum😄