·400 syf.····Okunma: 20 Ağustos 2024 14:20 7 ciltlik Kayıp/Yitik Zamanın İzinde serisinin ilk kitabı. Ömrüm tamama ermeden bitirmek istediğim tek seri; aceleyle değil, özümseyerek tabi ki. Çok büyük kısmından zevk almasam da tüm zamanların en etkili serisine kişisel ve genel okuyucunun tahammülsüzlüğüne bu kitabı heba etmek istemedim. O yüzden 10 dışında puan vermek düşünmüyorum.
Edebiyat literatürünü bilenlenler seriyi iki şekilde anarlar. İlki dünyanın en başarılı edebî metinlerinden biri olmasıyla diğeri ise eserin dünyanın okunması en zor romanlar arasında yer almasıyla. Bu iki sorunun yanıtını vermek seriyi okumayanlar için gayet yeterli olacaktır. Eserin edebî değeri yalnızca üslubundan meydana gelmez evet bu roman bizlere okuyacağımız romanların çok büyük kısmından daha üslupçu gelecek fakat unutmayalım ki klasik eserlerin bir vasfı da kendinden sonraki roman yazımını ne yönde etkilediğidir. Tarihte nasıl ki Fransız İhtilali yeni bir çağ açtıysa Proust 'ta yüzyıllardır olay merkezinde ilerleyen klasik, romantik ve realist roman anlayışlarının yerini belli ölçüde modernist romana devretmesini sağlamıştır. Fransız edebiyatının Türk edebiyatına etkisi herkesçe malumdur. Balzac'ın, Hugo'nun Flaubert'in Türk romancılığına etkisi neyse Proust'un etkisi inanın ki 1940 sonrası Türk modernist romanına etkisi çok daha fazla olmuştur. Pek çok okurun hayran olduğu Tanpınar, bariz bir şekilde Proust hayranıdır. Okuduğumda hayran olduğum 'Fahim Bey ve Biz' romanı yazarı Abdülhak Şinasi Hisar kesinlikle Proust'tan etkilenmiştir. Türk edebiyatında bir Dostoyevski kıyaslaması yapılacak tek kişi olan Peyami Safa yine ondan etkilenmiştir. Bu etkilenmeler sadece olayı merkeze almayan bireyin iç dünyasına yönelik roman yazmalarında değil, Bergsoncu zaman anlayışını (Zamanı; gün, ay, dönem, çağ gibi ayırmak yaşanılan ândaki durumu geçmişten belli ölçüde koparır. Örneğin Türkiye Cumhuriyeti'ni Osmanlı'dan, Osmanlı'yı Selçukludan bağımsız şekilde ele almak doğru değildir) da değindiğim yazarlar bizati Proust okumalarından sonra tatbik etmiştir. Açıkçası etkilenmeleri çok çok iyi olmuştur, benim adıma en başarılı bulduğum yazarlar bunlardır Türk edebiyatında(Oğuz Atay ve Yaşar Kemal dahil edilebilir.)
İkinci olarak eser zor ve beni gerçekten zevk almaktan çok sıktı fakat eserin kıymetini bana göre bu zedelemez çünkü 21.yy insanı hassasiyetini, derinliğini, pek çok bakımdan zihnini uzun süreli kullanabilmeyi yitirmiştir. Kitabın zorluğu temelde olayı merkeze almaması ve merakımızı bir dizi/filmvâri cezbetmemesinde. Bunların yerine yazar, 3 bin küsür sayfalık külliyatta; şahsi geçmişine (otobiyografi) yönelik anımsamalarına dair izlenimlerini anlatmıştır. Bu izlenimler pek çoğumuzun dikkatini çekmeyecek ânlar olduğu için ve yazar bu geçmiş zaman tasvirlerini olabildiğince sanatsal ve hatta şiirsel dile getirdiği için okuyucunun sıkılması ve bırakması pek muhtemel. Bırakın bizi Andre Gide dahi kitabın basılması için Proust'a onay vermemiş yazılan şeyin roman olmadığını düşünerek. Son olarak kitabı herkesin büyük bir hevesle alıp ben bu kitabı okurum dememesini tavsiye ediyorum. En azından modernist bazı romancıları (F.Kafka, V.Wolf, J.Joyce, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay yukarıda bahsettiğim yazarlar) okumadan pat diye bu kitabı okuyacağım denmemeli. Belli bir yaş olgunluğunun yanında okuma tecrübesi de olması gerek. Keyifli okumalar...