︎Spoilersız İnceleme︎
Aramızdaki Gölgeler, Tricia Levenseller'ın 2020de yayımladığı ve ülkemize 2 yıl sonra gelen genç yetişkin fantastik kitabı.
Konusuna kısaca değinecek olursam: Başkarakterimiz Alessandra adında bir kont kızı. Babası Alessandra'ya "seni falanca zenginle evlendirecem sen de he diyecen" tadında bir konuşma yapıyor. Alessandra da pat diye "Yok ben saraya gidecem, kralı kendime aşık edecem sonra da onu öl*dürecem" diyor ve haliyle babası saçmaladığını düşünüyor. Ama Alessandra kararlı, Alessandra gözükara. Neden diye sorabilirsiniz? Kralı öldürecek cesareti ve motivasyonu nereden buldun? Valla bence sormayın. Bu tür ciddi motivasyon gerektiren çoğu girişimin bir açıklaması yok kitapta. Kız hırslı işte. Hürrem Sultan gibi aynı. Dediğini de yapıyor tabi. Kralın eş bulmak için düzenlediği baloya gidiyor. Herkes gibi kralın gözüne girmek için çabalamıyor, aksine ona hiç yüz vermiyor. E haliyle kralın dikkatini çekiyor ve olaylar buradan sonra gelişiyor. Bir diğer başkarakterimiz Kallias ise kralın ta kendisi. Kallias aile mirası olan bir özel güce sahip: Onu koruyan ve hayaletleştiren gölgeleri var. Kitabın "fantastik" diye geçmesinin tek sebebi de bu gölgeler aslında. Bunun dışında her şey Ortaçağ'daki kontlar, kontesler, krallar vb. temasında. Açıkçası bu türe yeni başlayan biriyseniz bu kitap sizi mutlu edecek. Ya da kitaba karşı tamamen çerezlik, kafa dağıtmalık olarak bakarsanız o zaman zevk alabilirsiniz. Eğer karakter gelişimi, karakter motivasyonlarının temelleri iyi atılmış, fantastik ögeleri sağlam bir kitap beklerseniz hüsrana uğrarsınız. Çünkü kitap fantastikten çok romantik tarihi kurgu gibiydi.
Kitabın en iyi yanı reading slump'tan çıkartma gücü olması. Olaylar aşırı hızlı, gereksiz hiçbir uzatma yok, sıkılmanız pek olası değil. Ama bunun bir getirisi olarak bazı önemli yerler aşırı hızlı geçilip havada bırakılmış. Özellikle sonlara doğru yazar "yazayım da bitsin epey uzadı" demiş gibiydi. Biraz daha özen gösterse güzel olurdu. Kitabın üzerinden ilerlediği aşk konusuna gelecek olursak..Aşk namına bir şey bulamadım. Çok tipik bir "hızlıca alışıp hoşlanmak ve oynaşmak istemek" teması vardı. Ben derin ve zorlu gelişen aşkları seviyorum. Bu kitapta birden aşık olma durumu olmasa da temelleri çok da derinlere inmeyen bir aşk var. Zaten karakterler 17-19 yaşında, çok olgun bir aşk beklentisine girmek doğru olmaz. Beni sinir eden şeylerden biri de Alessandra'nın "güçlü" yazılmak adına bencil, yer yer kaba, vicdansız ve narsistçe yazılmış olması. Ve özgürlüğü canının istediği kadar adamla yatıp flört etmekle ve onları adam yerine bile koymamakla eş değer görmesi. Bir yerde ben iffetsiz değilim sadece cinsel kimliğini sahiplenmiş bir kadınım diye bağırıyordu. Çapkınlık, insanları sadece zevki için kullanıp atmak ve spoi olur diye yazamadığım iğrenç bir davranışı cinsel kimliği ise kendisine iffetsiz denmesini tuhaf görmüyorum çünkü aynı karakter özellikleri bir erkek karakterde olunca da gözümde sevimsiz ve bencil canlanıyor. Ayrıca 17 yaşında övündüğün şey bu olmamalı... Bu tür toksik "özgür kadın" tiplemeleri son zamanlarda çok türedi ve ben hiçbirini samimi bulmuyorum. Karakterler içinde en sevmediğim Alessandra'ydı. Başta işlediği c*inayetin bedelini de daha ağır ödemesini isterdim. Affedilecek şeyler bellidir, bu affedilebilecek bir şey değil. Yazarlar toksik karakter yazıp onları saçma sapan bir şekilde aklamaya çalışmayı bırakmalı diye düşünüyorum. Kitabı önerir miyim? Rs'de olanlara, fantastiğe yeni başlayanlara, 15 yaş ve üstü olan ve kitap okuma alışkanlığı kazanmak isteyenlere, kitabı çok ciddiye almadan kafa dağıtmak için okuyacak olanlara öneririm evet.