77 syf.
Kendim de bir süre vejetaryen yaşadığım için bu kitap hakkında bir kaç düşüncem var. Vejetaryen olma kararından çok sonraları bu kitabı gördüm ve okudum. Yazarı Sadık Hidayet'in diğer kitaplarını okumuştum. Bunu da daha sonraları okudum. İçerisinde bölümler halinde deneme havasında yazılar var. Aslına bakarsanız vejetaryen beslenmenin daha barışçıl ve insani olduğu yönünde fikirler sizde de belirebilir. Şöyle düşünelim, sokak hayvanları için hemen hemen her şey yapılırken( barınma, yeme içme vs), tavuk, hindi, inek, vs yenen hayvanların en temel hakları olan yaşam hakkı sağlanmıyor. Yani ortada bir iki yüzlülük var. Hayvan haklarından dem vurup daha sonra gidip tavuk döner, iskender falan yemesi düpedüz alçaklıktır. Bir kadın ne kadar dişi ise, bir inekte o kadar dişidir. İkisi de annedir.
Evcil hayvanların beslenmesi için satılan mamalarda yaşlı atlar, eşekler, katırlar gibi hayvanlar kullanılıyor. Günümüzde et, süt, yumurta üretiminde akıl almaz acımasız ve canice yöntemler uygulanıyor.Bir örnek, yavrusu olan bir ineğin yavrusu öldürülüyor(süt içtiği için), yerine yapay bir yavru yapılıyor ve annenin süt vermeye devam etmesi sağlanıyor.
Kitaptaki bir söz "Eğer herkes yiyeceği hayvanı kendi kesseydi, çoğu bunu yapamazdı." diyor. Ben de hayatımda hayvan kesmedim kesemem de. Neyse bunlar başka konular.
Kitabı okursanız şayet, hemen savunmaya geçmeyin. Önce yazarın düşüncelerini dinleyip mukayese edin. Yoksa ilk sayfadan bırakabilirsiniz. Vejetaryen olma adaylarının çok faydalı bulabileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum ve finali bir alıntıyla yapıyorum.
Yine de düşüncelerinden dolayı kimseyi suçlu bulamam. Çünkü bu, modern yaşamın getirdiği bir şey.

"İnsan kan döküyor, zulüm tohumu ekiyor. O halde sonuçta savaş, acı, yıkım ve toplu kıyım biçecek. İnsanlık ilerlemeyecek, huzur bulmayacak; mutluluk, özgürlük ve barış yüzü görmeyecek etobur olduğu sürece."