·368 syf.····Okunma: 12 Eylül 2024 16:54 Isobel, peri halkı arasında popüler olmuş bir portre ressamıdır. Zanaatı periler arasında konuşulmakta ve portresini yaptırmak isteyen pek çok peri onu ziyaret etmektedir.
Birgün portresini yaptırmak isteyenlerden birininde Güz Prensi Rook olduğunu öğrenir. Prens yüzyıllardır Heves'te görülmezken sırf portresini yaptırmak için Isobel'in yanına gelecektir.
Isobel bir yaratığın saldırısına uğramışken, Rook onu kurtarmış ve sonraki gün için anlaşmışlardır. Güz Prensi haftanın birkaç günü Isobel'i ziyaret etmeye devam etmiştir.
Isobel'in yaptığı portre Güz Sarayı'nda halka sergilenmiştir. Ancak Isobel çok büyük bir hata yapmıştır ve Rook'un saygınlığını kurtarması için Isobel'in Güz Sarayı'na gidip yargılanması gerekmektedir. Bu yüzden de Rook, bir gece Isobel'in evine gider ve onu halkının topraklarına götürmek için yola çıkarlar.
Lakin yakalandıkları Yaban Avı ve ormanın derinliklerindeki tehlikeler onları birbirlerine güvenmekten başka şans tanımayacaktır. Tabi bu sırada birbirlerine hissetmeye başladıkları yasak aşk onları daha büyük sorunların içine atacaktır.
Perilerin olduğu evrenler her zaman benim zaafım olmuştur.Özellikle de tek kitap olması, olaylara hızlı bir giriş sağlarken, devamınında akıcı bir şekilde ilerlemesini sağlamış.Rook ve Isobel'in tanışmasından aralarında gelişen ilişkiye kadar olan şeyleri çok sevdim. Ancak bazı olaylarda Rook, Isobel'i çok zor durumda bıraktığı içinde kızmadan edemedim. Peri halkı gerçekten çok korkunçtu.Yaban Avı, ormandaki tehlikeler, Lordlar, Kral derken olaylar çok karışık bir hale geldi ve bu ikili nasıl bu kadar şeyin içinden sağ çıkacaklar diye umutsuzca bekledim.Neyseki bir şekilde olaylar toparlandı ve bu süreçte Isobel'e hayran kaldım.Rook ise olaylar yaşanırken bence biraz geri planda kalmıştı.İkiside birbiri için çok uğraştı, aşkları için çok savaştılar.Güzel oluşturulmuş fantastik, tek kitaplık bir evren ve olayların asla kesilmediği bir kitap arıyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.