Bir aile arasında kaybolan çocukluk, gençlik ve belki de yetişkinlik. Bir aile etrafında kaybolan, üstlenilen roller yüzünden hayatları kurban gitmiş çocuklardan birini okuyoruz.
Kitabın yazılış tarzı okurken bir süre kafamda, mekan, yer, zaman kaymaları, karakter gibi konularda kafamı karıştırsa da bir süre sonra kafamdaki karmaşa aslında kitabın isteği bir tat bırakıyor. Acı, hüzün ve nefret üçlüsü arasında giden duygularım, bu anlatım farklılığı sayesinde körükleniyor.
Bir mektup mu yoksa günlük mü okuyoruz bilemesem de, kitap boyunca düşündüğüm şey çoğu zaman bilinç akışı metinlerin bir tiyatro sahnesinde nasıl duracağıydı. Post-modern bir tiyatro uyarlaması ile sahneye koyulabilecek güzel bir şey ortaya çıkacağını düşünüyorum.