Öncelikle bu kitap için incelemeyi iki bölüme ayıracağım. İlk kısım kitaba dair öznel görüşlerim, ikinci kısımdaysa teknik açıdan gördüklerimi yazacağım.
İlk kısıma gelirsek genel olarak kitaptan pek bir beklentim olmamasına rağmen beğendim diyebilirim. Kurgu açısından yaratıcı bulmuş olsam da konunun işleniş şeklini daha farklı beklerdim. Çerezlik okunabilecek bir eser.
Teknik olarak en başta sevdiğim nokta kronolojik gitmeyerek her karakterin arka planını anlatması ve bu anlatıların eserin sonunda birleşmesi kitabın uyandırdığı merak duygusunu artırırken okunurabilirliği de arttırıyor. Diğer bir sevdiğim kısım ise mekan betimlemeleri. İstanbulu keşlerin gözünden canlı betimlemelerle görebiliyoruz. Kötü olan kısımlarıysa kitabın çoğu yerde alt metin içermemesi sonucu metin okunup geçilebilecek kıvama sıkışıp kalıyor ve olay örgüsünün verdiği merakı köreltiyor. Karşılaştığım ve beni en çok sıkan konu ise diyalog kısımlarıydı. Çoğu karakter sürekli aynı küfürü ediyor ve aynı küfürü üç/dört farklı karakter ediyor. Bütün bu tekrar süreci karakterlerin bağımsızlıklarına pranga vuruyor ve diyalogların çoğunu yapaylaştırıyor. Okurken sıkılıyor insan. Yine bunun üzerinde Ramo'nun sürekli gelen küfüre "koy" cevabı vermesi ve yazarın bu durumu açıklarken hepsinde birebir aynı kalıbı kullanması da bunları etkiliyor. Diyalog ve hikayesini okumaktan en çok keyif aldığım karakter Mine oldu. Mine adeta fabrikasyon Karakterler arasında parlayan bir yıldız. Şahsen Mine kısımlarının daha çok olmasını isterdim. Bunun yanında Ramo'nun arabadayken Kemal'in ona söylediği "Yoksa terörist misiniz?" Lafı aşırı bayat kalmış bunun dışında yazar vermek istediği eleştirileri direkt metine olduğu gibi koyduğundan "Bakın cümleler bunlar, bunları eleştiriyorum" diye kendini belli ediyor bu da kurgunun akıcılığını olumsuz etkiliyor.
Özetle güzel mesajları kötü şekilde vermesi ve çoğu karakterin fabrikasyon olması dışında çerezlik, kalın kitaplar arasında verilen bir mola niyetine okunabilir