Akasyalar Açar mı ? Kitabın ilk kelimeleri burada dursun biz Yoksulluk İçimizde yolculuğuna başlayalım...
Öykü anlayışına parmak basmadan olmaz. Mustafa Kutlu'ya göre;Hikayenin karşılığı halini arzetmekten ibarettir.Görüp gözlediklerimi yazarken dahi budur.Elbette ki bu arz-hal niyetinde Yaradana yalvarmaktan ibaret olmalıdır.Metinlerin dış yüzünde böyle bir şey olmayabilir.Ama 'her şey niyete göre' değil mi? Bu hususta Kutlu hikayelerinin özünü kavrayan insanlarının sayının azlığından yakınmaktayım.Belki doğru bir söylev değil ama dış yüzüne takılıp kaldığımızı düşüyorum...
Sanat zaten hakikate giden yolda bize ancak yardımcı olabilir...Mustafa Kutlu,yazarlığının ve öykülerinin temel sorunsalını ise şu cümlede ortaya koyuyor;Türkiye'de yaşanan toplumsal değişme,şehirleşme olgusu ve göç,beni sürekli meşgul eden konuların başında gelmektedir. O vakit biz hocamızın hikayelerinin pek çoğunda madde-mana ,beton-tabiat çatışmaları görürüz.Toplumsal değişme sık sık ele alınır.Ona göre;insan özünü şehirde kaybeder,unutur.Köylü ise toprakla hemhal olmuş öz insandır,toprakla terbiye olmuştur...Düşününce; kendi adıma haksız da sayılmaz bu şehirleşme temposu ne çok değerimizi kaybettirdi...
Yazacak o kadar çok şey var ama artık defalarca ya da tam doğru olsun 2,5 kez okuduğumuz Yoksulluk İçimizde öyküsüne değinmeliyim..
Yoksulluk İçimizde; eserin ismi beni benden aldı..Biz ne kadar dışımızı süslersek süsleyelim,içimiz ...ah içimiz, yüreğimiz...
Eser tam anlamıyla modern bir Leyla ve Mecnun hikayesidir.Bu cümle bana ait sanmayın hocamız kendi eserini kendi yorumlamış.Biraz sıkıcı gelebilir ama teknik yönden de çerçeve hikayesinin bir örneğidir.Yazar geri dönüş ve bilinç akımı tekniğini kullanır.Teknikler de eseri bir bütün yapmış,bir tat, lezzet vermiş..
Kahramanları Süheyla ile Engin olan bu eserde...Kutlu; insan nasıl hidayet erer? Sorusunun yanıtını sunmuş...Süheyla'nın anlamının yıldız olduğunu hatırlarsak eserde Engin'in hayatına bir yıldız gibi doğar ve ona yön gösterir...Tabii her yükseliş bir gün azaltır mi desek ne desek...Sonrasında da ortadan kayboluyor...Engin bu gidişle seyr ü sülük yolculuğuna çıkar...Aslında bu eser Süheyla görünüşlü Engin'in hikayesidir.
Hikaye şöyle biter;Bu artık Süheyla'yı arayış değildir.Yıllardır sürecek bir hakikat arayışıdır.Artık Süheyla değildir hakikat..Süheyla Engin'i başka bir aşka dönüştürmüştür...Ne diyeyim; beni özünü kavrayınca çok etkilemiş olan bu hikaye, içimizdeki yoksulluğu şifa niyetinle bir deva....Hidayete erebilmek dileklerimle....