Puan vermedi·208 syf.····Okunma: 23 Şubat 2024 19:59 Sevgilinin Geciken Ölümü, tek bir karakterin merkezde olduğu geriye kalan her detayın bu karakter üzerinden anlam kazandığı gerçek ile hayal, var ile yok, yaşam ile ölüm arasında gerçekleşen bir varoluşun kitabı.
Romanın ana kahramanı olan Cem, başarılı bir gazeteci olarak karşımıza çıkıyor. Eşi Serap, kendi ayakları üzerinde durabilmiş başarılı bir kadın. Kendi çabaları ile kurduğu bir iş yerinin ortağı olarak hayatta yerini almış diyebiliriz. Serap, güçlü bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Ancak biz roman boyunca Serap’ı Cem’in varlığı üzerinden tanıyoruz. Serap, neredeyse hiçbir zaman tek başına var ol(a)maz. Romanı okurken Serap için de bir roman yazılmasını o denli istedim ki. Yaşananları o yatakta hiç kımıldamadan yatan Serap da anlatsın.
Serap’ın Kazası
Bir gece ansızın Cem’in hayatı baştan aşağıya değişiyor. Serap, gece arkadaşı Gamze ile buluşmak için dışarıya çıkıyor ancak dışarıda bir trafik kazası geçiriyor. Karşıdan karşıya geçmek istediği sırada bir araba Serap’a çarpıyor ve bu olayın sonunda Serap, bitkisel hayata giriyor. Ancak romanda Serap’ın bitkisel hayata girmesi ile asıl Cem için zorlu bir süreç başlıyor. Serap’ın bir şekilde uyanacağına inanan -yahut inanmak isteyen- Cem, Serap için evde yoğun bakım ortamını yaratıyor. Yıllarca onu evde bakmaya, hiçbir bakıcıdan yardım almadan ve evden çıkmadan kendisini ona adamaya hazır biridir Cem. Aldığı bu kararın ardından sevdiği kadına (!) evde bakmaya başlıyor. Ancak romanın genelinde biraz dikkatli okursanız göreceğiniz şey şudur ki Cem bu fedakarlıklar dizisini aslında Serap’a olan aşkından değil çok büyük bir vicdan azabından kaçmak için yapıyor. Düzensiz olan ruh halini Serap’ın hayatını dakikası dakikasına düzenleyerek gidermeye çalışıyor.
Cem roman boyunca Serap ile konuşuyor. Serap cevap veremiyor ama Cem Serap’ın söylemesini istediği şeyleri kafasında canlandırıyor.
Yer yer kendini cezalandırıyor, yer yer Serap’ı utandırıyor.
Cem-Aslı-Serap-Erkan
Cem’in karısı Serap’a olan aşkı romanda en karanlık ve yoruma açık alan aslında. Cem’in Serap’a olan duyguları bazen karşımıza saygı bazen korku bazen de alışkanlık olarak kendisini gösteriyor. Cem kendisine bile açıklayamadığı bir aşk gelgiti yaşıyor.
İş yerinde stajyer olarak bulunan Aslı, Cem ile çalışmaya başlıyor. İşinde hayli deneyimli olan Cem, bir stajyeri eğitmek için olabilecek en vasıflı kişiler arasında yer aldığından bu iş tabii Cem’e düşüyor. Fakat bir süre sonra bu ikili ilişki, dile getirilmeyen duyguların gittikçe büyüdüğü garip bir hâl alıyor. Romanda, Cem ile Serap arasında geçen bir konuşmada aslında Serap’ın çoktan bu durumu fark ettiği açıkça görülüyor. Fakat Cem, bu durumu kabul etmiyor ya da kabul etmemek için direniyor. Serap’ın kaza geçirmesinin ardından kendisiyle baş başa kalan Cem, tüm bu duygularını açığa vurmaya başlıyor. Kendisi ile Aslı arasındaki ilişkiyi irdelemek durumunda kalıyor. Aslı’dan sürekli olarak arama bekleyen Cem’dir.
Romanda Serap, bitkisel hayatta bulunduğu yataktan Cem’e gitmesini söylüyor. Aslı’nın yanına gitmesini istiyor. Bazen Aslı’yı kıskanıyor. Aslı’yla konuştuğu gibi kendisiyle de heyecanla konuşmasını istiyor Cem’den. Cem, bu sese bazen tahammül edemiyor. Bazen sırf Serap’a yakalanmamak için onun -bilinçsizce- yattığı odanın sınırları dışında düşüncelere dalıyor. Serap, gözlerini bir noktaya dikip baktıkça Cem rahatsız hissediyor. Aklı hep Aslı’da ama Serap’ı da bir vicdan yükü gibi taşıyor hayatında. Ne yardan ne serden. Cem bu noktalarda kendine, Aslı’ya, Serap’a cevaplarını sadece kendisinin bileceği sorular soruyor. Aslı’ya karşı olan duygularını haklı çıkarmak için kafasında Serap ve Serap’ın iş arkadaşı Erkan’ın bir ilişkisi olduğunu kurguluyor. Belki de haklı olduğu bir durum yaratıyor. Günün sonunda muhattap alabileceği tek kişi kendisi olduğundan hiçbir şeyden emin olamıyor.
Erkan, Serap’tan birkaç yaş küçük ve çekici biri olarak karşımıza çıkıyor. Cem, aslında Erkan karşısında kendisini yetersiz hissediyor. Erkan, eve Serap’a bakmaya geldiğinde onları yalnız bırakıyor ve sanki özel bir şey konuşacaklarmış gibi rahatsız oluyor. Böyle hissetmesinin yanında Cem’i ikisinin arasındaki ilişkiye saygı duyma çabası içerisinde de görüyoruz. Erkan’ın Serap’ı, Cem odada değilken öptüğünü dahi düşünüyor. Bu durum -Serap’ın da kendisi gibi onu aldatmış olabileceği fikri yani şartların ikisi arasında eşit olması hâli- Serap’ın yanında kalmasına sebep oluyor. Serap’a karşı suçlu hissediyor olması ya da Serap’a bir gönül borcu olması belki de sebepler arasında. Peki aldatmak yalnızca fiziki bir eylem midir?
Cem gerçekten var mı?
Cem, Araf’ta yani Berzah aleminde sıkışıp kalmış bir roman kahramanı. Murat Gülsoy da romanında ‘’Berzah’ta…’’ başlığı ile Cem’in sıkışıp kaldığı ruh hâlini anlatıyor. Cem’in kendi kafasında dönenleri, yaşandığını sandığı anları ya da kendisine yaşattıklarını biz bu bölümde görüyoruz. Berzah alemi, uzun bekleyişlerin ve arayışların yeridir. Cem de böyle bir yerde sıkışıp kalıyor. Serap ile konuştuğu anlarda kendi gelgit anlarını yaşıyor. Serap’ın babası, kapıcı ya da Neşet Akıncı aslında Cem’in kendini keşfe çıkmasına birer sebep oluyor. Bu kahramanlar romanda Cem’in varlığına, okuyucuyu ya da Cem’in kendisini ikna etmek için var oluyor. Tek başına birer kahraman olma noktasında okuyucuyu ikna edemiyorlar ki böyle bir amaçları olup olmadığı da tartışılır.
Kitabın son sayfasına kadar neden sorusunun cevabını arayarak geliyorsunuz. Fedakarlık neydi? Gerçek neydi? Peki ya şimdine olacak?