9/10
·215 syf.··
Beğendi
·
2024 154. kitabı
"Hepimiz terapistten önce insanız." Alandaki klasik görüşme, danışma ve terapist nasıl olmalı kitaplarından farklı bir kitap okuma beklentisiyle okuduğum ve beklentimi fazlasıyla karşılayan bir kitap oldu. "Bir danışan direnç gösterdiğinde, aktarım yaptığında, öfkeyle çıkıştığında, iş birliğine açık olmadığında bunun terapistteki yansıması nedir? Terapist karşı aktarım yaptığını nasıl fark eder? Terapist ruh sağlığını nasıl koruyabilir ve seans sırasında karşılaştığı durumlarla nasıl baş eder? Mükemmel terapist diye bir şey var mıdır?" Bu tür sorulara ve daha fazlasına cevap veren teorik kitapların bilgi odağından sıyrılıp uygulamadaki farkındalığa dikkat çeken terapist odaklı bir yardım kitabı. Kitaptan birkaç alıntı: "Hepimiz önce insan sonra terapistiz ve her zaman danışanlarımızdan ayrı birer bireyiz." "Terapistler, danışanlara öğretmeye çalıştıkları şeylerle kendi hayat tarzları arasında büyük bir uçurum varsa kendilerini sahtekar gibi hissederler. Fakat danışanlarınızı yapmaları konusunda cesaretlendirdiğiniz şeyleri kendiniz de yaparsanız, sahtekar gibi hissetme ihtimaliniz çok daha düşüktür. Demek istediğim “Ancak bütün hedeflerinizi gerçekleştirdikten sonra danışanlara tavsiyeler verebilirsiniz” gibi bir şey değil; sadece şu: Kendi duygu ve arzularınızın farkında olun, yapabileceklerinizi yapın ve yapamayacaklarınızı kabul edin — tıpkı danışanlara öğretmeye çalıştığımız gibi." "Profesyonel olmanın tüm duyguları bir kenara koymak olduğunu sanıyordum ve tarafsız bir duruştan anladığım şey sadece kafamdaki duygusuz terapist imgesini güçlendirmeye yarıyordu. Şu gerçeği fark etmem epey zamanımı aldı: Her hissettiğim duyguyu dışa vurmak istemeyebilirim ama tüm duygularımın farkında olmam ve onları terapide kullanmam gerekir." "Terapi odanızda sizin ve danışanınızın dışında çok sayıda kişi vardır. Danışanlar odaya ailelerini ve hayatlarındaki pek çok kişiyi getirirler. Bu insanların kiminden bilinçli olarak bahsedilir, kimileri ise danışanınızın benlik algısında, karakterinde ve size bağlanma biçiminde saklıdır. Aynı odaya siz de kendi karakteriniz, terapötik çalışmanız ve karşı aktarım tepkileriniz ile iç içe geçmiş halde başkalarını getirirsiniz. Bütün bunlar ilişki kurma becerilerinizde, hangi terapötik teori ve tekniği seçtiğinizde, danışana duygusal olarak uyumlanmanızda ya da uyumlanamamanızda açığa çıkar. Yani, terapi odası oldukça kalabalık bir yerdir." "Pek çok öğrenci tarafından sorulan soruların özünde şu vardır: 'Daha bilinçli olmak için yapılan bunca çalışma, bu kadar acı ve huzursuzluk beni nereye götürecek?' Bu sorunun cevabı kısadır: 'Neye karşı direnirseniz, o şeyi beslersiniz.' Bizi geçmişe dayalı bir şekilde düşünmeye, konuşmaya ve davranmaya iten duygusal anılar bilinçdışımızda varlıklarını sürdürmeye devam ettiği sürece, geçmişin kontrolünde yaşarız. Hiçbir zaman geçmişin etkilerinden tamamen bağımsız olamasak da bilinçli keşif, içgörü ve daha olumlu davranış stratejileri geliştirerek bu etkileri en aza indirebiliriz."
Terapist OlmakLouis Cozolino · Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları · 2017150 okunma
·
127 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.