(Alıntı)
dünya'da artan nüfus nedeniyle küçük bir insan kesimi, güneş sisteminin çeşitli yerlerine dağılmış ve sayıları bir düzüne kadar olan uzay kentlerinde yaşamaktadır. yerleşim birimi denilen bu uzay kentleri, her ne kadar tamamen dünya ile bağlarını koparmamış olsalar da büyük ölçüde özerk bir statü kazanmışlardır. ayrıca bilim ve teknolojide de dünyadan daha ileridirler. bu yerleşim birimlerinden biri de rotor'dur. rotor'un idealist başkanı janus pitt, insanlıkla tüm bağlarını koparmak ve galaksinin uzak bir köşesinde yepyeni bir uygarlık modeli geliştirmek amacındadır. rotor bilim insanlarının ışık hızı motorunu icat etmesi de onun iyice ateşler; ancak ortada bir sorun vardır: nereye gidilebilir? ışık hızı motoru çok önemli bir buluş olsa da sunduğu nimetler sınırlıdır. çünkü ışık hızında yol alsaniz bile en yakın yıldıza ulaşmak iki seneden uzun bir zaman alacaktır. öte yandan bu yolculuğun ciddi tehlikeleri de vardır.
işte tam bu sırada devreye rotor'un başarılı bilim kadınlarından eugenia ınsigna girer ve yaptığı bir kesifle başkan pitt'in nihai kararı vermesine yol açar. zira eugenia güneşe alfa centauri'nin yarı mesafesinde olan bir yıldızın varlığını keşfetmiştir. keşfettiği bu yıldıza ise nemesis adını koyar. artık rotor'un gidip sığınabileceği yeni güneş sistemi belli olmuştur.
rotor, dünyaya ve diğer yerleşim birimlerine haber bile vermeden bir gün ansızın yolculuğuna çıkar. ışık hızı motorunun keşfinden haberi olmayan diğerleri ise rotor'un nereye gittiğini ve bunu nasıl başardığını anlayamaz. rotor gerçekten de iki yılı aşkın bir yolculuğun ardından nemesis'e ulaşır. pitt, sonunda hayalini gerçekleştirmiş ve rotor'u tüm insanlıktan izole bir koloni haline getirmeyi başarmıştır. ancak dünya rotor'un peşini bırakmaya niyetli değildir!
vakıf serisinden aşina olduğumuz gaia kavramının burada daha değişik ve ilkel bir örneğini görürüz. asimov her ne kadar bu romanın vakıf ve imparatorluk serileri ile bir bağlantısı olmadığını açıklamışsa da, özellikle kitabın sonunda hari seldon'a selam çakıldığı gözden kaçmamıştır. roman, dönemine göre radikal sayılan bazı astronomi tahminleriyle de dikkat çeker. ne ilginçtir ki yayımlanmasından kısa bir süre sonra, kitaptaki kimi astronomik öngörülerin doğru olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır; ama 1992 yılında gezegene veda eden asimov, bunu asla görememiştir.
öte yandan eser, aynı zamanda bir aile dramına da odaklanır. parçalanmış bir aile, babasız büyüyen ve olağanüstü yeteneklere sahip bir kız çocuğu, pişmanlıklarıyla yaşamak zorunda kalan bir anne ve baba... roman bu yönüyle, uzayın olanca soğuğuna rağmen, sıcacık insani taraflara da vakıftır ve "nereye giderse gitsin insan insandır" temasını gayet iyi bir şekilde işlemiştir.