Günlük hayatın karmaşasından biraz olsun uzaklaşmak isteyenlere ilaç gibi gelecek bu kitap. Satır aralarında kendimi sık sık sesli bir şekilde gülerken buldum. Gülse Hanım yine yeteneğini cömertçe sunmuş bizlere.
Yaşadığı anıları muzip bir üslupla anlatırken beni hem güldürdü hem düşündürdü. Olayları algılama şeklimizin duygu durumumuz üzerindeki etkisini bir kez daha hatırladım. “Bu olayı ben yaşamış olsaydım nasıl hatırlardım? Gülse Hanım’ın anlattığı biçimde yaklaşır mıydım acaba?” diye düşündüm. Ve itiraf etmeliyim ki kendimi “Buna hiç dikkat etmemiştim.”, “Çok farklı bir yaklaşım.” gibi cümleler kurarken buldum.
Spoiler vermemek için detaya girmeyeceğim. Anılarından birisinde düzenleyeceği partiyi elinde olmayan sebeplerden ötürü iptal etmek zorunda kalmasının üzerine bu durumu yaratıcılığıyla harmanlayarak bir film senaryosuna dönüştürdüğünü öğreniyoruz. Bu dönüşüm beni çok heyecanlandırdı. Yazı yazmak için gereken malzemenin hayatın ta kendisinden geldiğini, sadece gözlerimizi biraz kısıp onu keşfetmemiz gerektiğini bir kez daha hatırladım.
Okuyan herkeste aynı duyguyu uyandırır mı bilemem, fakat bana oldukça ilham veren bir kitap oldu. Siz de farklı çerçeveler görmek isteyenlerdenseniz kitaba bir şans verin derim
Beni Gözünüzde Büyütmeyin!