·392 syf.····Okunma: 19 Eylül 2024 23:14 İsminden ve kapak resminden dolayı aşırı klişe bir aşk hikayesi bekliyordum ama beklediğim gibi çıkmadı. Keşke klişe bir aşk çıksaydı diyor muyum, sanırım evet. Kitap akıcıydı, ne olacak nereye bağlanacak diye merak uyandırıyordu ama birçok şey çok havada kalıyordu.
Kısaca konusundan bahsedersem, kaldıkları yetimhanede tanışan iki çocuğumuz ve bir de onların filizlenen aşkları var. Çocukluklarına dair o kadar az şey okuyoruz ki yetişkin hayatlarında birbirlerine duyduğu bağlılık pek de bir anlam ifade etmiyor. Yetişkinlik hayatlarında birbirlerine müthiş bir bağlılık sergiliyorlar, sadakat ve sevgileri takdire şayan ama bunun altını dolduracak bir çocukluk bağı pek de okumuyoruz. O yüzden beni çok tatmin eden bir aşk olmadı doğrusu.
Yetimhanenin sapkın papazı bizim küçük kızımıza sarkıntılık edince kızımız da kaçıp minik kahramanımıza sığınıyor ve minik kahramanımız da bir karmaşada papazı öldürüyor. Oğlumuz hapse düşerken kızımız da öldü gösterilip ortadan kayboluyor. Kızımızın ailesi bayağı yüksek bir kraliyet soyuna dayandığı için kızımızı ortadan kaybediyorlar. Ama kızımız sadık, yıllarca oğlumuz için hapishaneye gidiyor. Hiç görüşmüyorlar ama kız hep gidiyor ve bir gün çocuğun öldüğünü öğreniyor. Derken yıllar geçiyor ve kızımız kendine bir hayat kuruyor. Scotland Yard'da katip olarak çalışıyor ve bir gün etrafa nam salmış, belalı, azılı manyak ama bir türlü ispatlanamayan, çılgın ve serseri bir katil ele geçiriliyor. Allah Allah, bilin bakalım bu katilin tutanağını tutmak için gelen katip kim? Kız kim olacak, tabii ki bizim minnoş kızımız Farah.
Sonradan öğreniyoruz ki bu azılı katil, bizim Farah'ın yetimhanede sevdalandığı ve öldü olarak bildiği Dorian. Aslında çocukken adı Dougan olan bu tipleme hapishanede kendi yerine öldürülen arkadaşının ismini yaşatarak Dorian oluyor.( Burada garip bir şekilde gözümde hep Bay Darcy canlanmasına rağmen, Dorian Gray'ciğimin Portresi de yer yer aklıma geldi. Bilinçaltımda kitap karakterleri savaşıyor ama çaktırmıyorum.)
Bu katil Dorian, kıza ilk önce Dougan'ın arkadaşı gibi yaklaşıyor ve kızımız da bu durumdan hiç rahatsız olmuyor. Ama ben oldum. Kız sen hani o kadar sadıktın, ne oldu da hemen çocuğun arkadaşını görünce hop diye ondan etkilendin.
Kız için de erkek için de karakter gelişimi çok kötüydü. Hatta yoktu. Adamın birilerini öldürmesini, çocuklukta ve hapishanede yaşadığı zorluklara bağlaması ve bunu normalleştirmeye çalışması onun katil olduğu gerçeğini değiştirmez. Kızın da sürekli adama sen katil değilsin, sen intikam aldın, hak etmişlerdi diye tırıvırı cümleler kurması sinir bozucuydu. Kardeş, sebebi ne olursa olsun insanları çatır çatur öldüren bir katilden bahsediyoruz. Hey ya Rabbim.
Adamın kendine has bir dünyası var, parası pulu şanı şöhreti emrinde adamları çalışanları ve tabii ki hasımları var. Kızımız, üst tabakadan bir soya sahip olduğu için düşmanları da var. Ve bu katil herif tabii ki ponçik(!) edayla kızımızı onlardan koruyor. Muhtemelen Laz Ziya'dan özendiği, dostum olmaz hasmım yaşamaz, prensibine sahip olmak istiyor ama hiç öyle olmuyor. O hasım, bu manyak ikiliye öyle bir ters köşe yapıyor ki okurken lan dedim lan ne oldu ne ara oldu.
Herifin sürekli mızmız triplerde, sono zororor vormomok oçon sondon ozok doroyorom, hallerine girmesi çok sinir bozucuydu. Kıza zarar gelmesin diye ondan uzak durmak istiyor ama canı istediği zaman dibinde bitiyor, kız bir şey isteyince reddediyor ama kendi isterse koşa koşa yapıyor. Saçma sapan bir ruh hali. Ve bu karmaşayı da hep geçmişte yaşadığı zorluklara dayandırması.. Değinmeden geçmeyeyim, birkaç yerde fazlasıyla cinsel içerik ve rahatsız edici derecede kadını küçümseyen davranışlar vardı.
Bence bu kurgudan iyi bir kış dizisi olur, hazır mevsimi de gelmişken. Ekranın sağına, soluna, köşeye bir yere de 'okunmuş bir hikayeden esinlenilmiştir' diye eklendi mi bakın görün siz reytingleri. Bu da benden bir tüyo olsun televizyon sektörüne. Hadi iyisiniz.