Yani hepi topu 51 sayfalık kitap yahu, nasıl dağıttı beni bu kadar? Son cümleyi bitirdiğimde boğazımdaki düğüm yüzünden canım acıdı resmen. Halbuki en şefkatli, en az öfkeli, en barışık kısımdı sonu. Bütün yıllar boyunca söylenmemiş onca şey varken yazar, babasını söylenenler üzerinden anlatıyor, kronolojiyi takip etmeden ama tarihlerle, cümle cümle. Birbirlerine söyledikleri şeyler söylemediklerinden az olduğu için mi bu kadar kısa bu kitap acaba? Ve onların ağırlığıyla mı bu kadar yüklü?
Her bir cümlesi, anısı çok etkiledi beni ama anlatıcımızın kız kılığına girip yalandan konser vererek babasına sesini duyurmaya çalıştığı gece bundan utanç ve üzüntü duyan babasının yanına gidip ondan özür dilediği, babasının da "Önemli değil" deyip onu göğsüne yasladığı ânı hiç unutmayacağım.