·560 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Eylül 2024 18:29 Bugün daha kitabı okumaya başlamadan beni ters köşe karşılayan 560 sayfalık bir kitapla daha buradayım. Daha önce de belirttiğim üzere ben hiç konularına bakmadan hiçbir şey bilmeden başladığım için kitaplara, bu kitabı da korsanlıkla, denizcilikle alakalı bir kitap sanarak almıştım. Okumaya başladığım ilk sayfalarda durumun aslında sandığımdan çok daha farklı olduğunu anladım. Bu bir casusluk -çıtırından da polisiye- kitabıymış. 13’ten fazla kitabı olan İngiliz ajan Alexander Hawke serisiymiş. Korsan adlı bu kitabın aslında korsanlıkla yakından uzaktan pek alakası olmadığı ters köşesini yedikten sonra, yine de bir şans vermek istedim. İlk sayfalardan itibaren aksiyona sokan, okuyucunun olayların nereye bağlanacağını sürekli merak etmesini sağlayan bir kitap. Aslında bana biraz Hollywood filmi izlermiş hissi verdi. Gerçekçilik bakımından fazla sorgulanmadığında keyif alınabilecek bir kitaptı. Serinin Türkçe’ye 3 kitabı -Bu 3. Kitabı. Bir de 5 ve 6 çevrilmiş- çevrildiğinden seriye devam edemeyeceğim için, okurken umarım sonunda olaylar bir yere bağlanır da hikaye yarıda kalmaz diye umuyordum. Umduğum gibi de oldu. Yani tek atımlık bi casusluk okuyayım beni tatmin etsin istiyorsanız okuyabileceğiniz bir kitap. Serinin ilk 2 kitabını okumadım diye karakterler açısından bir sıkıntı yaşamadım çünkü Ted Bell karakterleri belki ilk 2 kitabı Türkçe’ye çevirmezler okuyamazlar dermişçesine gayet güzel bu kitapta da tanıtmış okuyucuya. Hawke ve Congreve karakterlerini sevdim. Stokely de yer yer eğlendiren tuhaf bir karakterdi. Villain karakterleri sevdim, özellikle Bonaparte’ı güzel işlediğini düşünüyorum. Türkçe’ye çevrilmiş olsaydı komple seriyi okurdum ancak şu anki şartlarda maalesef devam etmeyi düşünmüyorum. Sonuç olarak eğer ki kötü adamları güzel işlenmiş, detaylı casusluk hikayelerinden keyif alıyorsanız, seriden ziyade tek bir kitap okumak istiyorsanız bir şans verilebilir, lakin casuslukla alakalı seri arayışındaysanız ve kitap okuyacak kadar ileri seviye İngilizce’niz yoksa hiç bulaşmayın derim.