Ahmet Ümit’in kaleme almış olduğu ‘Bir Aşk Masalı’ isimli romanını arkadaşlarımla yaptığımız kitap kulübü vasıtasıyla okudum. Kitabımız uzak ülkelerin beşinde yaşayan beş prensin gördükleri rüyayla başlar. Prensler gördükleri rüyanın etkisiyle kahinlerine ardından krallara gidip bu rüyaları anlatırlar. Rüyalarında gördükleri o anlatılmayacak güzellikteki kızdan bahsederler. Kahinler de onlara bu rüyanın çok büyük bir anlamı olduğunu, mutlaka rüyalarında gördükleri kızın peşinden gitmeleri gerektiğini, bu rüyanın aşka bir çağrı olduğunu, bunun önüne geçilemeyeceğini söyler. Krallar da başta duruma itiraz etseler de bir şekilde ikna olurlar ve böylelikle prenslerin yolculukları başlar.
Kahinler bu süreçte üç gün prenslere fal bakar. Buz ülkesi, kum ülkesi, su ülkesi, rüzgar ülkesi, dağ ülkesi prenslerine bakılan falların ardından prensler Aşk Tanrıçası Tapınağındaki Tanrıçası ile karşılaşırlar. Tanrıça onlara beş kelamdan bahseder. Kararlılık, cesaret, tutku, iyilik ve özgürlük. Bu beş kelama çok dikkat etmeleri konusunda uyarılırlar. Ve o çok beklenen arayışa başlarlar.
Beş prens bu zorlu süreçte aşkı, aşkın ne olduğunu sorgular. Aşk yalnızca bu beş kelamdan ibaret değildir. Çoktur aşk. O yolculuğa çıkmaktır. O yolculuğun içinde bulunmaktır. İçlerindeki kendileriyle kurmuş oldukları bağdır. Bazen aşk dediğimiz şey aşkın ta kendisidir. Aşık olmuyoruzdur belki. Aşkın kendisine aşığızdır belki. Aşık olmaya aşığızdır bazen. Onu büyütür besleriz içimizde.
Ahmet Ümit’in yazmış olduğu bu romanda, aslında kendisi bunu büyükler için masal diyerek daha doğru bir tanım yapmış oluyor, da oldukça sade ve anlaşılır bir dilde ifade ediyor. Prenslerin arayışına birden kendimizi de dahil olmuş halde buluyoruz. Bizde arıyoruz o rüyamızda gördüğümüz prensleri, prensesleri. Bazen de arayışımıza aşık oluyoruz, prensesten öte. Gerçek olan hangisi merak ediyoruz. Prensler de er geç bunu farkına varıyorlar zaten ki yaşadıkları maceraların sonunda bununla yüzleşiyorlar.
Burada bahsetmeye çalıştığım duruma uygun kitapta geçen çok hoş bir alıntı paylaşmak isterim.
‘’Çünkü aşkı bilmiyorsun. İşte tam da bu yüzden aşka layıksın.’’
Kitaba benim okuyucu olarak verdiğim puan 7 olacak. Sanırım bunun başlıca sebebi kitabın farklı bir hikaye anlatacağım uğruna tekrara düşmüş olması. Beş farklı prensten en beğendiğim hikaye dağ prensine ait olandı sanıyorum. O hikayenin motiflerini beğendim. Dediğim gibi beş farklı prensin hikayesine gerek var mıydı onu bilemiyorum. Zaten verilmek istenen mesaj oldukça açık ve ortadayken devamlı farklı versiyonlar okumak okuyucu ne kadar hikayenin içinde tutar tahmin etmesi güç. Ayrıca aşk temasının bu kadar yoğun işlenmesi beni biraz boğdu. (Gerçi ana tema o ama bazı sözleri ve motifleri fazla zorlama buldum, bahsettiğim boğulma bu.) Onun dışında dilinin gayet sade ve akıcı olması kitabın kendisini okutturmasını sağlıyor. Büyüklere masal fikrini çok seviyorum. Kendimde vakit buldukça okuyorum. Fırsatını bulup kitaplığıma eklemekten çekinmeyeceğim bir kitap oldu kendisi.
Okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Kendinize iyi bakın. Kitaplarla kalın :)