Öykü okumaları yaptığım okumalarda en az tercih ettiğim alanlardandır. Ancak geç keşfetmiş olmanın hüznünü yaşamak yerine geçte olsa keşfetmiş olmanın tadını çıkarma peşindeyim.
Şerif Aydemir’in kitabından öyküleri okurken dalıp gittiğim pek çok an oldu. Aslında bir otobüs durağında insanları gözlemlerken gördüğüm ya da iki durak sonra inecek olan teyze ile muhabbete daldığım, içimde umut tazeleyen, zihnimde yer etmiş olan o anlar edebi cümlelere dökülerek öykü olup karşıma çıkmışlar diye düşündüm. Çok tanıdık içimi hoş eden sözler yani. Harput un kalbinden çıkıp tarihimizi şen etmiş nice güzel insanları hatırlatıyor bize . Anlatımların arasına da “insan insanın nakkaşıdır” diye ekliyor. Bir çok yazardan ve şairden alıntıların da olduğu kitap bu aşırı alıntıları ile biraz ne çok alıntı var dedirtse de ne de güzel hatırlatmalar da dedirtiyor. Kendi aramızda niye okuyoruz ki bu öyküleri diye konuşurken de şu sonuca varıyoruz kötülüğün bu kadar çabuk yayılması bu kadar çok konuşulmasından olsa gerek. O zaman bize de düşen iyiliği ve iyilik öykülerini bu kadar çok konuşup çokça da yaymak olmalı.
Kitapta ki bir alıntı ile sonlandırayım. Demiş ki Neyzen amca
“Rahat beni rahatsız etti” evet rahatın, konforun bizi çepeçevre kuşattığı bu çağda rahatından rahatsız olanların öyküleri kalacak asırlar sonrasına vesselam.