Kitapçıda rastgele raf aralarında dolaşırken, kitabevinin sahibinin “Bu kitabı mutlaka oku.” diye elime tutuşturmasıyla tanıştım.
Herkesin çevresinde mutlaka olan küçük adamlara yazılmış büyük bir eleştiri…
Bir sistem eleştirisi değil yalnızca; insanlığın eleştirisi.
“Büyümek” uğruna verilen savaşlarda oburlaşıp kalınlaşan insan derisini, kendine gittikçe körleşen insanları, kabuk bağlamış benliklerinin karanlığında boğulanları, zehirlenmiş tüm ruhları…
Küçülmüş insanlığa yazılmış bir taşlamadır bu.
Ve okurlarına; evde, işte, hayatın her yerinde kendi haklarını durmaksızın savunmaya, kendi doğrularını kirletmeden yaşamaya çalışan, şişirilmiş “büyük adam” propagandasına göz yummayanlara iletilen sarsıcı bir çağrıdır.
Şimdi bu kitabı neden okumam gerektiğini anladım.
Dilerim sizler de hayatınızın bir bölümünde bu kitaba yer verirsiniz.