Gece yarısı kütüphanesi, bana çok değerli bir arkadaşım tarafından hediye gelen bir kitaptı ancak uzun zamandır ne yazık ki kitap okumaya bir türlü fırsat bulamadığımdan kitaplığımda okunmayı bekliyordu. Bir süredir de içimde bir bunaltı, bıkkınlık ve içinde bulunduğum hayattaki düzenimden bir bunalmışlık hissediyordum. 4 gün önce biranda kitap okumaya karar verdim, ama bu kitabın beni çok etkileyecek bir kitap olmasını istiyordum. 2 gün mağazalarda gezip, raflar arasında dolaşıp beni çağıran bir kitap aradım ancak bulamadım. Son çare eve geldiğimde kitaplığıma göz gezdirirken Gece Yarısı Kütüphanesi beni resmen okumam için kendine çağırdı ve okumaya başladım. Bugün bitirdiğim bu harika kitap aslında hepimizin içten içe bildiği ama yüzeye çıkmasına izin vermediğimiz hayatın ana fikrini anlatıyor. Ki o da Bayan Elm’in dediği gibi “Hayatı anlamak zorunda değilsin. Yaşaman yeterli.” Daha önce önüne çıkan seçeneklerde neden onu değil de bunu seçtiğinin pişmanlığını duymak gereksiz çünkü hiçbir zaman o seçeneğin şimdikinden daha iyi olduğunu bilemezsin. Ki gün içerisinde aldığın her kararda yeni bir gelecek şekillendiriyor ve önüne yeni bir sürü olanaklar getiriyorsun. Sahip olduğun şey şimdiki hayatın, ve bu hayatı güzelleştirip istediğin şekle sokmak geçmişteki pişmanlık duyduğun kararlara değil şimdi alacağın kararlara bağlı. Bu yüzden geçmişe dair pişmanlık duymayıp sahip olduğumuz hayatı yaşamalı ve mutlu olmalıyız