Ian Angus'un Yeşilin Daha Kızıl Tonu'ndan sonra okuduğum 2nci kitabı, Antroposen'le Yüzleşmek (Fosil Kapitalizm ve Dünya Sisteminin Krizi).
Ian Angus, bu kitabında dünyada jeolojik olarak yeni bir Devre'nin başladığını, bunun da insan eliyle (tabii ki burda insan genel anlamda kullanılmamıştır. Sonuçta ABD'de yaşayan birisi ile Afrika'da yaşayan birisi dünyaya aynı zararı vermemektedir. Bunu devletlere de genişletebiliriz) yapılan müdahalelerin sonucunda, dünyaya bırakılan izler sayesinde gerçekleştiğini söylüyor. Bilmeyenler için 4.5 milyar yaşı olan dünyamız jeolojik olarak bazı zaman dilimlerine bölünmüştür. Bunlardan biri de Devre olarak isimlendirilmektedir. Her devre kendine has fosil ve sedimanlarla ayırt edilir. Şu anda Holosen devresinde bulunmaktayız. Ancak kitapta, Uluslararası Stratigrafi Komisyonu'nda henüz tartışılıyor olsa da (yeni bir devrenin onaylanması için komisyon üyelerinin %60ının onay vermesi gerekiyor), 1950'lerden itibaren Antroposen devresine geçtiğimizin kanıtları sunuluyor. Bunlardan bazıları atom bombası denemeleri sonucu yer katmanlarında biriken radyoaktif maddeler, havada artan karbondioksit yoğunluğu, atmosferik olayların Holosen'den farklılık göstermesi vb. Kitap, Antroposen'in varlığını anlatırken, buna neden olan değişimler üzerinde duruyor. Özellikle sanayi devrimi ile başlayan aşırı karbon salınımı, petrol ve türevlerinin kullanımının artması sonrası atmosferdeki sera gazlarının etkilerini geri dönülmez bir noktaya getirdiğini, bunda da kapitalizmin sürekli büyüme ve kar hırsının etkili olduğunu, savaşlar ile daha fazla ve ucuz petrol olanaklarının sağlandığını, vurguluyor. 2nci Dünya Savaşı sonrası sınıf mücadelesindeki kayıpları ortaya koyarken, ekolojinin nasıl hiçe sayıldığını göz önüne seriyor. Artan karbon salınımları, Dünyanın Sisteminde kalıcı değişiklikler yaratmaya başlıyor.
Yazar son bölümde ise alternatiflerden bahsederek, her şekilde geri dönülmez bir noktada olan Dünya Sisteminin sonunda oluşacak yeni sisteme ancak dayanışarak, örgütlenerek, bilinçlenerek uyum sağlayabileceğimizi, eğer bunu yapamazsak güçlü olanın ayakta kalacağı barbarlıkla, karşı karşıya kalacağımızı söylüyor. Dayanışma ve örgütlü mücadeleyi büyütüp, ekoloji odaklı bir sosyalizmi, yani ekososyalizmi hedef alıp yola öyle çıkılması gerektiğini vurguluyor.
2 kitabı da çok beğendiğimi belirtmeliyim. Yapılan çevre katliamlarına dur demek bir sosyalistin asli görevlerindendir. Aynı şekilde bir çevrecinin de yapılan çevre katliamların sorumlusunun kapitalizm olduğunu ve bu katliamları durdurmanın yolunun, kapitalizmi yıkarak, yeni bir ekososyalist sistem inşa etmekten geçtiğini bilmesi gerekir. Birlikte yaşadığımız çevrede, her türlü kötü şartlara karşı birlikte etkileneceğimizin bilinciyle, birlikte mücadele etmeliyiz. Unutmayalım, mücadele ettikçe bilincimiz artar.
İyi okumalar.
Not: Kitabı herhangi bir kitap sitesinde bulamıyorsunuz. Ben baskısının tükendiğini düşünüp sahaflara bakmaya başladım ve bulduğumda çok sevinerek hemen sipariş ettim. Okurken yayınevinin sitesine girip kitapla ilgili tekrar araştırma yaptığımda, marx-21 yayınevi tarafından çevirisi yapılıp basılan kitabı, n11 adlı alışveriş sitesinden temin edilebileceğini öğrendiğim. Alıp okumak isteyenlere bilgi olsun.