·78 syf.····Okunma: 12 Ekim 2024 14:07 Psikanaliz bana çok ilginç, derin ve etkileyici gelen bir alan. Bu konuyla ilgili yazılanları okurken çoğu zaman kendimi sanki hiç tanımıyormuşum da yeni keşfediyormuşum gibi hissediyorum. Hem kendime hem de çevreme farklı bakış açıları geliştirmeme imkan sağlıyor. Ayrı bir keyif alıyorum. Edebiyatla bir arada olması, başlığı görür görmez ilgimi fazlasıyla çekti. Kitap edebiyat ve sanat genelinde Dostoyevski'ye yoğunlaşmış bir inceleme. Psikanaliz Açısından Edebiyat kitabında; Freud, Adler ve Jung'un edebiyat ve sanat ile ilgili makaleleri var. Ben açıkçası özellikle Freud'un Dostoyevski çözümlemesini çok merak ettiğim için okudum. Freud ve Adler Dostoyevski'nin kitap kahramanları ile özel yaşamı arasındaki ilişkiyi incelemişken, Jung sanatı ya da kendisinin söylediği gibi 'nevrozlu sanatı' genel anlamda incelemiş. Aralarında üslubu en anlaşılır olan bana göre Freud idi. Jung'un makalesi fazla soyuttu, bu yüzden okuması biraz daha zordu. Ama güzel bir sanat eserini rüyaya benzetmesi, dışardan açıkça görünüyor olmasına rağmen, belli ya da genel geçer bir anlam taşımaması, sonuç çıkarmayı bize bıraktığını anlattığı bölümler ufuk açıcıydı. Dostoyevski ile ilgili inceleme çok fazla ilgi çekiciydi. Romanlarındaki karakterin kendi kişiliğinden ve yaşamından izler taşıdığıyla alakalı zaten fikir sahibiydik ama Freud'un bu makalesinde birçok detay anlatılmış; nevrotik kişiliğinden gerçekten sarasının olup olmamasına, babasıyla ilişkilerinden babası hakkında düşündükleri yüzünden haksız aldığı sürgün cezasını kendisine nasıl reva gördüğüne, kumarbazlığının neyin tezahürü olduğuna kadar değinilmiş. Oedipus kompleksi, cinsellik ve çocukluk geçmişiyle ilgili bağlantıları Dostoyevski'yi okurken daha farklı ve çok yönlü değerlendirme yapabilmemize olanak sağlıyor. Edebiyatın ya da sanatın sadece ortaya konmuş eserle değil, yaratıcısıyla ve yaratıcısının kişisel, psikolojik durumuyla birlikte ele alınması gerektiğiyle ilgili çok değerli, didaktik bir çalışma.