·260 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Ekim 2024 09:46 Elveda Gül Sarı kitabı Cengiz aytmatov'un kaleminden çıkan bir kazak Kırgız romanı. Kitapta tanabey isimli bir demircinin Gül sarı isimli atıyla yaptığı son yolculuğu ve bu son yolculuktaki anlarda hayatının bir hikayesinin aklından geçenlerini iki bölüm halinde dönerek anlatmış.Tanabey isimli demirci,Ekim devrimine yardım eden ve çarlık rusya'sını deviren bolşevik'lerin iktidara geçmesini sağlayan ve komünist partisine üye olan kişilerden biridir.İlk başlarda gülsarı ile birlikte at yetiştiriciliği at yarışlarına katılır ve yarışları kazanır.yaptığı başarılardan sonra Parti'nin hayvan bakıcılığı bölümünde Daha sonra da koyun yetiştiriciliğinde çalışır.Bu süreçte parti içerisinde oluşan yozlaşma bürokratikleşme ve özgürleşmenin kötüye kullanılması olarak eşitsizlik ve adaletsizlik üzerine mahkemeye verilir ve partiden atılır. Tanabey isimli Roma'nın baş kahramanı elveda Gül sarının at yetiştiricisi kendini, hayatını partiye vermiş olduğu emeklerini ve varoluşunu sorgular. Ve şunu anlar ki insan başladığı yere geri döner. Romanda Tanabey Gül sarı isimli at ile kendisi arasında bir bağ kurar. Adeta bu at ile özdeşleşir at a ömrünü bu at ile kişiliğini doldurmak ölümsüzleşmek partinin kuralların insan ve doğanın üzerine çıkarak kendi yaşamını bu minvalde kurmak ister de kendini bu konuda ölümsüzleştirir.Atın gençliğini kendi gençliğine,atın ihtiyarlığıyla kendi ihtiyarlığı olduğunu bilir.atının güçten düşmesi ile kendisinin de belli bir süre sonra sonra hayata yenilmesini ve çaresizliğini anlatır. Tüm insanı sistemlerin yozlaştığında, bürokrasinin v adamciligin nasıl sistemleri çıkmaza soktuğunu tüm çıplaklığıyla anlatmış. Sistemlerin isimleri değil, adaletin bir bütün olduğu, kişileri değil toplumu koruduğu ilkesi çarpıcı biçimde anlatılmış. İnsanların kendi menfaatini düşündüğünde sistemlerin nasıl insanların başına bela olduğunu,nasıl insanların hayatını mahvettiğini ve kararttığını çok güzel anlatmış.Aynı zamanda gülsarı isimli atında roman içerisinde bir kişiliği alışkanlıkları olduğunu,onun da kendi doğasına uygun yaşama isteğini özgürlüğünü haklarının olduğunu kitapta özetlemiş. Kitaptan unutamayacağım birkaç sözle bitireceğim alıntımı; insan gittiği yere derdini götürürmüş. İnsan yaşlanınca değil umudunu kaybedince ölürmüş. İnsan bir şeyleri unutsa da o unuttuğu şeyler o insanda iz bırakırmış. insan hayattayken değil de nedense ölünce çok değerli oluyor. eziyetsiz olmuyor işte hayat bu adamın ayağını nal bile çaktırır. kıskançlık gözü kör olsun At atı kıskanmaz da İnsan insanı kıskanır gibi çok güzel alıntılar hayatıma yön verecek.Saygiyla