·167 syf.····Okunma: 20 Ekim 2024 01:02 Baba,
Ben senin yokluğunda doğmuş olan, kalbinin üstünde resmini taşıdığın ama yine de senden uzakta büyümüş olan kızınım. Uzakta mı? Aslında bizi birbirimizden birkaç kilometrelik nefis bir sahil yolu ayırıyordu ama aramızda lanet olası bir sınır, kin ve anlayışsızlık duvarı yükselmişti. Bir de hayal gücünün yokluğu… Ben doğmadan önce sen ve annem savaşa ve kine karşı başkaldırmıştınız. Savaş çok güçlü görünüyordu ama sonunda annem ve senin gibiler direndiler ve kazandılar. Hayatta her zaman bir yol bulunur, mecrasından çıkmış kendine bir başka yol yapan nehirler gibi. Sen, annem ve diğerleri başkaldırmış, yazgıyı aldatmak için savaş adları edinmiştiniz. Benim savaşım o kadar görkemli değil ama bu benim savaşım ve sonunda kazanacağım. Ben de sınırları geçmek için bir savaş adı edindim. Sana gelip seni görmek ve sana: ‘’ Bil ki dışarı da bir kızın var ve sen onun en değerli varlığısın seni sabırsızlıkla bekliyor!’’ diyebilmek için…
Bu an için yirmi yıl ve belki daha fazla yıllar beklediğinizi düşünün. Çürümüş bir kaos içinde delirmek neleri kaybettirir? Tarihler boyu bitmeyen savaşlar ve yine bu döneme denk gelmiş, savaşa boyun eğmeyen direnişçi iki ruhun aşkı, delirmiş bir dünya içinde kurduğun masum bir düzen, istenmeyen mecburi ayrılıklar, geçilemeyen sınırlar, çaresizlik, amaçsızlık, yanında tanıdık tek bir kimseyi bulamayışın ve sonunda aklın hükümsüzlüğü… Kitapta geçen zaman dilimi 1940 İsrail-Filistin savaşları dönemini anlatıyor, günümüz ise 2024, ne çok şey değişmiş, gelişmiş diyebilmeyi isterdim, ama Ortadoğu hiç değişmiyor, Ortadoğu coğrafyasının yazgısı günümüzde de aynı. Savaşların yıkıcılığını, tahribatını hepimiz biliriz lâkin öznel bir yaşam içinde bir kayboluşu bu kadar gerçekçi ve acı bir üslupla okuduğumuzda içinde hissetmeden edemiyorsunuz. Mutlaka okunmalı…