İnce kitapları severim, roman, öykü, şiir, anlatı...ne olursa olsun çantamdan hiç eksik etmem. Çünkü kısa süreli yolculuklarıma eşlik eder, o andan çıkarır başka bir dünyaya alıp götürür. Bu kitap da öyle oldu. Bakmayın öyle ince olduğuna, çok şey var bu şiirsel roman kitabının içinde yada anlatı mı demeli bilemiyorum. Hiç oturup sabahtan akşama kadar oturduğunuz sokağı evleri seyrettiniz mi? Genelde dışarı çıkamayan yaşlı insanlar cam kenarında oturur öylece gelen gideni izler. Onlar için bir terapidir belki, iyi geliyordur zihinlerini kurcalamaya, anılarını canlandırmaya. Onların da dünyası bu işte. Bu kitapta da böyle bir gözlem var. Hava soğuk olunca camdan, sıcak olunca balkondan gözlemlemek dünyada olup biteni. Okurken günlük yaşamda ülkemizde yaşanan ama zaman zaman unuttuğumuz bazı ince detaylara da yer verilmiş. Mesela İstanbul'un göbeğinde okuldan eve dönerken donarak ölen çocuğu hatırlayan var mı? Yada yangında çocuğunu kurtarmak amacıyla balkondan aşağıya atan anneyi ve kurtarılamayarak ölen o kız çocuğunu.... işte bunun gibi bizler sokaklarımızda neler olup bittiğinden habersiz hayatımıza devam ederken yaşanan şeyleri görmüyor görsek de bir süre sonra unutuyoruz. Şiir tadında roman gibi yazılmış bu kitapta hepimizin hayatından bir şeyler var. Boşuna Atilla İlhan ödülünü almamış değil mi? Keyifli okumalar!