Açılınnn ben de Semmelweis paylaşacağım ! :)
Kuru Otlar Üstüne’de benim artık ezberden söylediğim bir sahne var. Samet öğretmen diyor ki “lan nerelere düştük, kimlerin içinde yaşıyoruz, nereden tanıdık bu insanları, nasıl bulaştık bu mesleğe”. Kitabı kapattığım an aklıma geldi, Semmelweis’ın hayatının tiradı bu dedim.
1846’da Viyana hastanesinde bir kadın doğum kliniğinde asistan olarak göreve başlıyor Semmelweis. Doğum sonrası kadın ölümleri çok fazla. Tabii o dönem bunun sebebi tam anlaşılamıyor haliyle çözülemiyor da. Semmelweis iki klinikten birinde daha fazla ölüm olduğunu fark ediyor. Tıp öğrencilerinin olduğu klinik.. Bi sürece yayılan gözlemleri sonucu öğrencilerin otopsiden çıkıp doğuma girdiğini haliyle kadavralardan kadınlara mikrop taşıyarak ölümcül enfeksiyona sebep olduklarını keşfediyor. Çözüm basit: elleri yıkamak! İşe de yarıyor. Ölüm oranları düşüyor.
Tabii bu dünyada insan hayatından daha önemli şeyler var mesela egolar, hırslar, kıskançlıklar. Semmelweis kim oluyor da el yıkayın diyor yüce doktorlarımıza. Olacak şey değil. Hemen engelleniyor.
Böyle dehalar engellenince en çok kendine zarar verir maalesef Semmelweis da bir “akıl hastanesinde” bu dünyadan ayrılıyor. Trajik..
60 yıl sonra Louis Ferdinand Celine hekimlik tezi için kaleme alıyor bu yaşam öyküsünü. 1936 yılında bazı değişikliklerle edebi metin olarak sunuyor okurlara. Jaguar’dan Ayberk Erkay çevirisiyle bizler de okuyoruz.