Puan vermedi·168 syf.····Okunma: 20 Ekim 2024 23:31 Tiflis’ten başlayıp Midyat'ta biten akıcı bir gezi anlatısı. Gezdiği yerlerin tarihsel ve etnik unsurları aktarmaya çalışmış yazar. Var olan sorunları ya da güzellikleri aktarmış. Gelgelelim kendi yaşadıklarından dolayı mıdır bilinmez, semavi dinlere karşı fazla ön yargılı hatta düşman denebilir. Açık bir dille söylemese bile İslam dinine karşı yaşadığı coğrafyadaki müslümanlardan dolayı oldukça tepkili gördüm. Bazı bölümlerden sonra kitabın bir geziden çok zerdüştlük hakkında bilgi verme amaçlı bir yazıya dönüştüğü söylenebilir. Fakat bir tarafı ona mensup insanların davranışları üzerinden yargılarken bir tarafı onun ideolojisi veya anlatısı ile savunmak haksız bir karşılaştırma olarak göründü benim açımdan. İyilik ve kötülük hakkında aforizmalar dile getirmek oldukça kolay bir eylemdir. Mesele herkesin gözünün üstünde olduğu bir coğrafyada bunu hayata geçirebilmektir. Tabiki de bir toprak için insanların yaşamlarından ve özlerinden uzaklaştırılmaya çalışılması hiçbir insani değerde kabul görülebilecek bir unsur olmamalıdır. Etnik kökeninden ötürü kimse yargılanmamalı veya dışlanmamalıdır. Bu etnik milliyetçiliği ortaya çıkaran veya bunu körükleyen dinler değildir maalesef. Bunun temelinde yatan sistem hareketleridir ve buradan da yol kapitalizme çıkar. Birçok bölgede etnik mahallelerin veya bölgelerin olduğunu ve bunun maalesef Türkiye’de bulunmadığından dem vurmuş yazar. Bunun bir eksiklik mi yoksa bir çeşitlilik mi olduğu tartışılır. Türkiye’deki şehirlerde bunun olmaması, ülkede etnik grupların birbirine karışarak yaşayabildiği anlamına gelmelidir bence. O çok övdüğümüz veya demokratik diye örnek aldığımız Batı kültüründe bu karışıma kolay kolay müsaade edilmez. Yaşamalarına izin verilir ama aynı yasalar ya da aynı sosyal yaşamlar içinde değil. Konular buradan yazılamayacak kadar uzundur, kendi kişisel görüşüm dar bir çerçevede aktarmaya çalıştım.