Divân Edebiyatırın günümüzdeki temsilcilerinden Ömer Demirbağ'ın Diyanet Yayımlarından çıkan Divân'ını hayranlıkla okudum.
Dibace kısmında şiir ne sorusuna muhteşem cevaplarla başladığı divânına Gazeller, Musammatlar, Nazm'lar ve Ayşe'ye Dair başlıklar altında yazılmış şiirlerle devam etmiş.
Divân'ın Osmanlı Türkçesiyle de yazılmış olması sanki yıllar önce yazılmış da bugüne gelmiş gibi bir his veriyor.
Şair; Tevhit, Münacat ve Na't ile başladığı divanına gönlünde karşılığı olan birçok konuya dair gazeller yazmış. Dikkatlı okunduğunda şairin hayatından izler taşıyor baştan sona.
Hüzünlü bir hayat hikâyesinin mısralara düşmüş âh'ı kalbinde yankılanıyor okuyucunun.
Altını çizdiğim bir çok mısra var. Hepsini paylaşamıyacağım ama bir gazelini paylaşmak isterim.
Gazel
Ne zaman sînede bir ateş-i süzân tutuşur
Biliniz el ele şol cân ile cânân tutuşur
Nazarın feyzini zahid ne bilir buzdan adam
De ki gelsin hele bir göz göze el-an tutuşur
Yüceden kalbe çakar yıldırım aşkır adı aşk Külüdür savrulur aklın ve de iz'än tutuşur
Bu muhabbette seven kim sevilen kim ne gerek İkilik bahsine bir ahmak u nådân tutuşur
O kapanmaz yaradan hastaya söz açma aman Hele Mecnun'la konuş Leyli'yi bir an tutuşur
Nice bin derd ile dağlandığım arz eyleyeyim Tepeden inse yanık gönlüme dermân tutuşur
Bu ne hınçur bu ne kindir bana ey baht-ı siyah Nitekim böyle kıran kavgaya düşman tutuşur