Gönderi

Puan vermedi·480 syf.··
2024 53. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2024 13:49
99 yıllık bir yaşamın ve yaşanmışlıkların sayfalara şairane şekilde terennüm edilmesidir bu kitap. Garaudy’nun imkansızlıklar içindeki çoçukluğundan başlayıp “denizi duyduğu ve o dalgayla bir olduğu” yaşlılık dönemine kadar kendi yaptıklarına ve başından geçenlere tanık oluyorsunuz. Daha önce okuduğum kitaplarından dolayı zihnimde gayriihtiyari oluşan silik bir Garaudy portresi, bu defa adeta bir tablonun karşışına oturup (Raif Efendi’nin Maria Puder tablosu karşışındaki dikkatle) her bir detayına saatlerce bakmak gibi belirginleşiyor. Hatıratlar: insanın mahremini başkalarına da açması. Bir yazarın kitaplarını okumadan önce kendi yazdığı hatıratlarını okumak, diğer eserlerini yazarın yaşamında bir yere oturtmak ve “meramını” anlamak açısından önemli bir yer tuttuğunu bu kitapla beraber fark ediyorum. Kitabın son sayfasını da okuduktan sonra Garaudy hakkında oluşan fikirlerimi yansıtan kavramlar arasında biri seçilecek olursa O’nu en iyi tanımlayacak olanı arayıştır şüphesiz. Aradığını bulmak umuduyla Afrika’dan Asya’ya, Amerika’dan Avrupa’ya gidilmedik yer, yapılmadık toplantı, konferans bırakmamıştır. Genç yaşından itibaren savunduğu Marksist ideolojinin gereği olarak “dünyayı değiştirmek” (Marks) için söylemi kadar eylemi de önemli bir noktadadır. Marksizm sisteminin sonradan gelenler varisleri tarafından hep maneviyat yönünün es geçildiği ve katı determinizmle açıklamaya çalışmak gibi genel kabullerin tersine olan görüşlerini sunmakla beraber ideolojinin farklı ülkelerdeki yapısını (Çin, SSCB, Doğu Avrupa) irdelemekte ve çıkmazlar için çözümler sunmaktadır. Müslüman olmasından sonra da ideolojik olarak Marksizm fikirlerini koruduğunu (kendi yorumladığı şekliyle-mütealilik kavramı) en son vardığı noktanın bu görüşleri üzerine bina edildiği görülmektedir. İnsanlık tarihinin en kanlı dönemlerinden biri olan 20. yüzyılın başından sonuna kadar meydana gelen olayların teşhiri yapılmaktadır. Kendisi bizzat Stalin, Fidel Castro, Pablo Neruda, Sartre, De Gaulle, Picasso gibi devlet adamlarından edebiyat ve kültür alanındaki tarihi kişiliklerle görüşmüş, tartışmış ve onlarla ropörtajlar yapmıştır. Bundan dolayı kitapta felsefeden (Sartre ile tartışmaları) devlet yönetimine, ideolojik fikirlerden sanata kadar çeşitli alanlara dair entelektüel dıygunluk veren metinler bulunmaktadır. Özellikler kitabın son kısmındaki medeniyetlerin tahlili konusunda zihin açan, persfektifi genişleten bölümler bulunmaktadır. Hakim medeniyetin genelde Batı özelde Amerika’nın hangi temeller üzerine inşa edildiği ve sahip olduğu dinamiklerin insanlığa ne gibi etkileri olduğunu güçlü delillerle gözler önüne sermektedir. Amerika’nın aslında sadece Doğu medeniyetlerini değil Avrupa kıtasını da kendi çıkarları uğruna kullandığını, kurduğu “uluslararası” kuruluşlarla (Bretton-Woods) bunu nasıl bir döngüye dişli ettiğini göstermektedir. Kapital sistemin pazar putçuluğunun temelinde olan eşitsizlik ilkesinin medya (çoğunlukla hollywood) yoluyla nasıl tam tersine bir durum varmış gibi gösterildiğini rakamlarla ifade etmektedir. Ayrıca Garaudy “ilerleme”, “gelişme”, “gayri safi milli hasıla” gibi neredeyse çoğumuzun üzerinde kafa yormadan, hangi kriterlere dayandığına bakmadan kabul ettiğimiz (ettirilen!) kavramların altının aslında neyi ifade etmek için kullanıldığını sıralamakta ve genel algı çemberinin dışına itmektedir okuyanları. Garaudy’nin hatıralarını bitirirken kendi hayatını en güzel özetleyen cümle sayfa 459’daki şu sözlerdir: Bütün'ün anlamının ve hep tamamlanmadan kalan güzelliğin peşinde şiir gibi bir hayat...
HatıralarRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 2019105 okunma
·
46 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.