Tam da sonbahar aylarında okunacak bu güzelliğin yorumu ile geldim Kitabı bitirdiğimde ilk düşündüğüm şey ne kadar kısa olduğuydu Bu türde genelde serilere alışkınken yazar bize tek kitaplık bir fantastik sunmuş ve eğer daha derinden işlenseydi ve devamı olsaydı çok daha harika olurdu bence Genç yetişkin türü olduğundan genç okurların ve peri hikayelerini severlerin daha fazla seveceğini düşünüyorum. Yer yer oldukça eğlenceli de buldum ki özellikle Isobel ve Rook arasındaki diyaloglar komikti Eğlenceli ve macera dolu bir fantastik arayanlar bir şans verebilirler, ben sadece şu baskısı için bile alınabileceğini düşünüyorum Gerçekten kapak ve baskı harika
.
Gelelim kitabımızın konusuna. Isobel, müşterileri peri halkı olan 17 yaşındaki bir portre ressamıdır. Bu dünyada, peri halkı hiçbir el sanatlarını yapamıyor. En basitinden yemek pişirme, yazma, resim yapma, dikiş dikme gibi günlük aktiviteleri bile yoksa ölüyorlar. Peri halkı insanlara bu zanaatları karşılığında büyüler bahşediyor. Zanaatında en iyisi olan Isobel'in resimleri, peri halkı arasında oldukça değerlidir ve Güz Prensi Rook portresini yaptırmak için ona gelmiştir. Portresi bittikten bir kaç gün sonra Rook öfkeyle geri dönüp Isobel’i portresini sabote etmekle suçlar. Çünkü Rook’un ifadesine insani bir duygu katmıştır ve Güz sarayında sergilenen portre yüzünden hanedanlığındaki herkesin gözünde küçük düşmüştür. Şimdi saygınlığını geri kazanabilmek için Isobel’i işlediği bu suçtan yargılamak üzere güz topraklarına götürmeye karar verir. Ancak Yaban Av'ın hedefi haline gelirler ve esir alan ile tutsak eden yerine müttefik olurlar. Doğal olarak aşık olmaya da başlarlar ancak aşık olmak, elbette bir Peri Halkı ile bir insan arasındaki aşkı yasaklayan ve ölümle cezalandırılan İyi Kanun’u çiğnemek anlamına gelir. Bu yüzden kaçınmaları gereken bu duyguların içine düşerler. Peki yolculukları sonunda onları neler bekliyor dersiniz? Çok daha fazlası ile birlikte okuyup öğreniyoruz