Puan vermedi·559 syf.····Okunma: 23 Ekim 2024 14:18 · Başta söylemem gerekirse umduğumu bulamadığım bir eser oldu.
Kişiler: Qasimodo, Esmeralla Craude Frollo,Gringore,Phobeus...
Anahtar Kelimeler: Din, Aşk, Paris, Mimari
Eserde temel konu aşk olarak görülse de arka planda adaletsizlik ve batıl inançlar yatmaktadır.
Esmeralla bir çingene kızı olarak tasvir edilmiştir. Büyüleyici güzelliği sayesinde herkes ona hayran olmakta. Bu nedenle eserin başından sonuna aşk üçgeni içerisinde kalmaktadır.
Phobeus ünlü bir yüzbaşıdır. Esmeralla bu yüzbaşına aşık olmuş, okuma yazması olmadığı halde keçisine Phobeus adını yazmayı öğretmiştir.
Frollo bir rahiptir. Ömrü boyunca bekar kalması gerekirken Esmarella'ya aşık olur ve tüm dini kuralları ayak altına alır.
Qasimodo kambur ve çirkin bir yaratık olarak tasvir edilmiş olsa da iyi niyetin sembolüdür. Canı pahasına Esmeralla'yı korumaya çalışır.
Gringore ise kendisini filozof olarak tanımlayan dram yazarıdır.
Aşk üçgeni içerisinde yok olan Esmeralla'yı görürken Orta Çağ cahilliğini iliklerimize kadar hissetmekteyiz.
Sağır bir yargıcın anlamadan yine sağır olan Qasimodo'yu yargılaması gibi eserin birçok yerimde dram görmektesiniz.
Kilisenin içerisinde dönen pislikleri Frollo üzerinden anlatırken eserin her yerinde çatışmalar bulunmaktadır. Qasimodo'yu kurtararak iyilik yapan Frollo, Esmeralla'ya sahip olmak isterken canavarlaşıyor. Halkı ayaklandırıyor, kışkırtıyor. Toplumun eğitim seviyesi de bu caniliği doyurmak için yeterli. Eserin 493. sayfasında karışıklığı çıkarmanın ne kadar kolay olduğunu" Ayaklanmayı çıkarmak için ne yapıyorsunuz?
-Ah! diye yanıtladı çorapçı, o kadar da zor değil. Bunun yüzlerce yolu var. Öncelikle şehirde bir huzursuzluk olmalı. Bu da nadir rastlanan bir durum değil. Kent sakinlerinin kişilikleri de önemli. Gentliler ayaklanmaya yatkındır. Prensin oğlunu severler ama prensi hiç sevmezler. Bir sabah dükkana gelip bana, Coppenola baba, şöyle oldu, böyle oldu, Flendra prensesi bakanlarını kurtarmak istiyor, başyargıç tuz vergisini iki katına çıkarıyor ya da başka şeyler derler. Ben hemen işi bırakıp dükkanımdan çıkarım ve sokakta," Yağmaya!" diye bağırırım. Orada her zaman delik fıçı bulunur. Onun üstüne çıkıp, aklımdan ilk geçenleri, yüreğimden gelenleri yüksek sesle söylerim, efendim, halkın içinden geliyorsanız, yüreğinizde her zaman birikmiş bir şeyler vardır. Bunun üzerine herkes bir araya gelip bağırmaya başlar, alarm çanları çalar, çapulcular askerlerden alınan silahlarla silahlandırılır, pazar esnafının da katılmasıyla harekete geçilir. Derebeyliklerde derebeylikleri, kentlerde kentliler, köylerde köylüler bulundukça bu hep böyle olacak." sözleriyle anlamak mümkün.
Keyifli okumalar.