Mona'nın Gözleri sanat ve tarihi adına yazılmış başlangıç seviyesindeki okurların sanata bakış açısını değiştirebilecek nitelikte bir kitap. Sanat tarihçisi olan Thomas Schlesser, aslında Mona'nın gözlerinden tablolara bakarken okurlarına da bir tabloya nasıl bakılması gerektiğini, sanat ve tarih arasındaki ince çizgileri ve aslında sanatın hem beden hem de ruhu nasıl doyurabileceğine değiniyor.
Okuduğum belki de ilk sanat tarihi kitaplarından olan bu kitapta, Paris'in 3 müzesi, Louvre, Orsay ve Beaubourg'u ben de sanki Mona ve dedişkosu ile gezmiş gibi hissettim. Kitabı bir solukta okumaya çalışsam da, 52 sanat eserinin detaylı şekilde ama sadeleştirilmiş biçimde ele alındığı bu kitabı, bir başucu kitabı olarak ayrılmış bölümlerinden hafta hafta okumanın da keyifli olacağını düşünüyorum.
Öte yandan kitabın kapağında bulunan şömizde eserlerin çoğunun birer fotoğrafının olması Mona ve dedesi sanat eserlerini keşfederken sizin de okuduğunuzda anlamanız gereken yerleri görmenize de olanak sağlıyor. Görsel hafızası diğerlerine nispeten daha iyi biri olarak okuduğum satırları tekrar tekrar okuyup görsellerdeki değinmek istediği yerleri tablo üzerinden keşfetmeye çalıştım. Bu kitap biraz daha sıkıcı sanat tarihi kitaplarından ayrılarak, yazarın bizi 3 müzeyi 8 yaşındaki ama kapasitesinden çok daha fazla şeyi öğrenmeye açık bir çocukla birlikte yolculuğa çıkartıyor.
Tabloların sanatsal yönüne ek olarak yapıldıkları dönemden de detaylıca ama sıkmadan bahsederek aslında sanatın ve onu sanat yapanın, anlamanın nedenini tarihinde ve dönem koşullarında yattığını gösteriyor.
Sanat ve tarihine başlangıç seviyede bir giriş için, kolaylıkla anlaşılan, tabloları her yönüyle ele alan Mona'nın Gözleri mükemmel bir kitap.