Puan vermedi·120 syf.····Okunma: 21 Ekim 2024 16:28 Çağan Irmak film ve dizilerini izlediğim bir yönetmen ve senaristti. Ta ki Ayrılış isimli eserini okuyana dek. Artık kendisinden bahsedildiğinde, sadece beyaz perde değil, edebiyat dünyasında bıraktığı izler ile de anımsayacağım kendisini. Çünkü bu eserinde ele aldığı konu ile okuyucunun üzerinde bıraktığı hüzün hissi, eseri hafızalara ve kalplere kazıyor.
Ayrılış hikayesi birbirinden asla ayrılamayan ikizlerin öyküsü. Bu ikizler, doğumda gözlerini böyle açtılar dünyaya. Anne karnında bile yalnız değillerdi, dünyaya gelince ise hiç yalnız olamadılar. Belki ruhen kimseleri yoktu ama arkalarını döndüklerinde gördükleri tek şey, birbirlerine yapışık vücutlarıydı. Madden hep ikiydiler, asla tek ve yek olamadılar. Bu da onların en büyük imtihanıydı.
Yaşadıkları dönem onların bu halini yadırgayacak ve şeytan ilan edecek insanlar ile doluydu. Hurafe ve batıl inanç o kadar yaygındı ki, ikizler evlerinden dışarı çıkmadan yaşamak zorunda kaldılar. Onlara bakan sayılı kişiler aracılığıyla hayatlarına devam ettiler. Bir pencere önünde bir ömür tükettiler. Ama bir gün, ikizlerden biri olan Baturgan’ın en sevdiği kelamlardan olan ayrılış kelamı eylemde yaşandı… Ama bu ayrılış nasıl oldu? İkizlere ne oldu?..
Bu eser, hüznün merkezinde ve psikolojik çöküşün gölgesinde geçiyor. Bundan dolayı mutluluk, sadece kırıntı şeklinde var oluyor. İkizlerin bu zorlu yaşamında, fizyolojik ve psikolojik zorluklar okuyucunun kalbinde yer ediniyor. Hatta bununla kalmıyor, onların hayata olan kin ve kızgınlıkları bir kurgu olmaktan çıkıyor da insan bedeninde yeşeriyor. Ama neden?
Çünkü bu eser eski dönemi anlatsa da, günümüzde hala böyle zorlu yollardan geçen insanlara yıkıcı bakışlar atıyor çoğu insan. Bir el uzatıp hayata çekmektense, bir tekme ile yere seriyorlar… İşte okuduktan sonra bizde vuku bulan kin ve kızgınlık, hiç değişmeyen bu davranışa aslında.
Bunun yanı sıra, karakterlerin zıt kişilikleri üzerinden; etik, ahlak, sosyal normlar gibi konuların roman içerisinde ele alınışı ve diyalog olarak aktarılması farklı bir tat veriyor esere. Bunların sorgulanması da tabii olarak bu eserde bekleyeceğim bir şeydi, çünkü zorluklar düşünmeye sevk eder. Ve düşünce insanın en büyük anlamıdır...
Ve son olarak bu romanda görüyoruz ki, bir bedende iki kişi olsa da insan farklı oluyor her zaman. Başkarakterler siyam ikizleri, Ying ile Yang misali. Biri kötü ve huysuz, biri olabildiğince insancıl ve iyi huylu. Yani olabildiğince farklıyız bu hayatta… Aynı hayatı yaşamak, aynı yemeği aynı anda yemek, aynı anda uyanmak, yani her türlü aynılık ve aynı andalık yine de insanları aynı yapmaz…
Yazarın kalemi daim, okuyucusu bol olsun.