Algernon'a Çiçekler
Okurken beni oldukça etkileyen bir kitaptı. Her bir yeni sayfada fark ettiğim bir his vardı : Tepesine ulaştığında mutluluk verecek olan dağa güç bela çıkıp manzaraya ulaştığında tepe taklak olup en aşağılara -geldiğin yere- yuvarlanmak. Charlie ile o kadar empati yapabildim ki yaşadığı her şeyi ben, kardeşim, arkadaşım yaşıyormuşçasına hissettim. Kesinlikle okumaya değer. Dili okurken hem sıkmıyor hem de anlaması güçlük çektirmeyecek tarzda. Olaylar hakkında beni en derinden etkileyen ve "Evet, gerçekten böyle." dediğim bir kısım oldu. Aslında kitabın ana olayı da denilebilir. Charlie'nin akıllı olduğunda çok sevileceğini düşünmesi, insanların büyük çoğunluğu bu düşünce yapısına kendini inandırmış biçimde. Ama aslında olanlar Charlie'nin yaşadıklarıyla büyük oranda paralellik göstermekte. İnsanlar, kendilerinden daha iyi, daha akıllı, daha becerikli, daha başarılı insanları sevmezler. Bir tür kıskançlık ve ego tatmininin sonucudur aslında. Ortamdaki en zeki kişi olmak için "aptallarla" takılırlar. Aptal yerine konulan kişinin kendilerini geçmesi katlanılmaz acıdan ibarettir. Gerçekler bu şekilde lanse edilirken kitabın sonlarına doğru Charlie'nin zekasını kaybettiğini fark etmesi, bunun için sürekli bir şeyler yapmaya çözüm üretmeye çalışması ancak çırpındığıyla kalması korkunç acı vericiydi. Kafesin içinde hapsolmuş gibi belki de. Ve başlangıç noktasına geri dönüş... İçim buruk bir şekilde bitirdim.