HGOİ 3 - Ateş ve Su Krallığı
2/10
·736 syf.··
2024 42. kitabı
Serinin incelemesine 3. kitapla devam ediyorum. Önceki iki incelemeden sonra nihayet güncele gelmiş durumdayız. 4. kitap çıkmadan önce serinin 3. ve bana göre en fazla hayal kırıklığı içeren kitabının yorumunu yapacağım. Yorumumda spoiler bulunacaktır. Önceki kitapları eleştirdiğim videolara ulaşmak için aşağıdaki linklere tıklayınız. Deliler ve Cellatlar eleştirisi de yakında (umarım) gelecek! Lordlar ve Vârisler: youtu.be/etQEIw9Gup8?si=... Krallar ve Soytarıları: youtu.be/zpdmRIKpeiI?si=... Ayrıca kanalımda başka kitap eleştirileri de mevcut: youtube.com/@benSülde 1) Sizi Mütemadiyen Kandırmaları Önceki kitapların yorumunda asla okuyucu gaza getirilen şeylerin kitapların içerisinde yer almadığından bahsetmiştim. Bu kitap da bu konudan muzdarip. Kitabın kapağında Ayzer'in önceki kitapta uyandırdığı tanrıçalar ve kitabın başında Daren ile Nova'nın tanrıçalarla uğraşsın da kendilerine zaman kazandırsın diye uyandırdığı Lilith var. Kitabın başlarında tanrıçalara karşı bir koz olarak uyandırılan Lilith'in ve çağrıldıkları andan beri karakterlerin kıyameti kopardığı tanrıçaların hem kapakta olması hem de karakterlerin verdiği tepkiler size bu kitapta büyük kaoslar olacakmış hissi veriyor. Tanrıçalar ve Lilith kozlarını paylaşacakmış, krallıklar taraf seçmek zorunda kalacakmış ya da onlara karşı birleşecekmiş gibi türlü tülü beklentilere giriyorsunuz. Kısacası kitabın ana kaosunu ve mevzusunun tanrıçalar ile Lilith üzerinden dönmesini bekliyorsunuz. Peki ne oluyor? Hiçbir şey. Püf. Sadece çağrılmak için çağrılmış, kapakta kadınlar olsun kapağa konmuş, Lilith her mitolojide ve fantastik eserde illa olması gereken bir karakter olduğu için var olan birisiymiş gibi hissettiriyor. Asıl adı Vera olan bu kadının Lilith olarak anılması sadece Lilith'in teolojisinden yararlanmak istenmesi gibi hissettiriyor. Tanrıçalar gelince sözde kıyamet kopacaktı. Kendileri 2-3 defa göründü o kadar. Birisinde Nova'yı Arın'a öldürtmeye çalıştılar, birisinde Nova'ya kendisiyle ilgili çok büyük bir gerçeği söylediler, birisinde de (yanılmıyorsam) meydana gelip herkese laf sokuşturup gittiler. Yani ne bileyim, gökten İsrafil gelse dünyada daha fazla panik olurdu herhâlde? İkinci kitap sonunda öyle çok yaygara kopardılar ki "Tanrıçalar geliyor! Hayıır!" diye diye okuyucunun bu kitaba karşı olan beklentilerini öyle yönlendirdiler ki bu kitapta tanrıçaların konu mankeni ve Nova bazı gerçekleri öğrensin diye var olması beni tatmin etmedi. Gelelim Lilith'e. Kendisi bildiğimiz gibi Daren'in annesi. Eski Ateş Lordu. Öyle yüce ve sinsi bir kadınmış ki erkeklerin önüne geçip lord olan ilk kadın olmuş. Kendisi bu kitapta Nova'ya bazı gerçekleri anlattı bir de Daren ile Nova'nın ikiz alevi bağını koparttı. Başka da hiçbir şey yapmadı. Lilith - yani kurnazlıkların, dalaverenin, büyünün, baştan çıkarmanın kadını olarak bilinen birisinin tüm kitap boyunca oturması öyle saçmaydı ki. Sanırım seriyle ilgili en büyük problem bu. Size bir şeyler vaat ediyor ama sonra o vaat ettiği şeyleri asla yerine getirmiyor. İkinci kitapta da yaptığı feminizm propagandasıyla aynı şeyi yapmıştı. Seri sizi mütemadiyen kandırıyor. Bunlar kimsenin aklına takılmıyor mu? 2) Elemental'in Tutarsızlıkları ve Yeniden ama Yeniden Evrensizlik Diğer iki yorumumda da HGOİ "evreni"nin evren olmadığından bahsetmiştim. Bu kitapta özellikle bunu çok daha net hissettim çünkü yazar çok büyük hatalar yaptı benim gözümde. Bizlere vârislerin krallıkların ihtiyacı doğrultusunda doğduğu söylenmişti. Bu gerçek, onları krallıklar için elzem kılıyor. İshalar seçiliyor lâkin vârisler bu uğurda doğuyor. Kısacası vârisler krallıkların kalbi diyebiliriz. Ki seride pek çok kez vârisler olmadan lordların ve krallıkların da zayıfladığı vurgusu yapılıyor. Şimdi gelelim bu kitapta bize söylenene... Neymiş, Lilith döndürülünce kötücül enerji ortaya çıkmış ve bu yüzden karmaşa ve de kaos olmuş. Bunun yüzünden de düellolar olacakmış, krallıkların vârisleri yeniden seçilecekmiş. Yani ben istesem ve vâris olmak için mesela Sonay'a meydan okuyup kazansam ben vâris olabiliyorum. Ben, Hava Krallığı'nın geleceği için, onun ihtiyacı doğrultusunda DOĞAN vârisinin yerine geçebileceğim yani. Şimdi bu mantıklı mı allah aşkına? Bu kaçıncı derece bir tutarsızlık? Yazar bile kendi evreni için kurduğu kuralları yıkmaktan ve sürekli farklı şeyler öne sürmekten kendini alıkoymazken bizlerden bu evreni nasıl ciddiye almamızı bekliyorlar? Kitap uzasın diye mi yapılmış, Nova Daren'in gönlünü yapsın da Ateş Vârisi olsun diye mi yapılmış artık ne için yapılmış bilmiyorum ama o kadar kötü bir seçimdi ki. Kitabın kurduğu bir gram lore ve evren mantığı varsa onu da yıktı geçti. Bir diğer konumuz ise bu enerji yüzünden çağrıyla eski krallıkların geri gelmesiydi. Şimdi serinin ana kaynağının astroloji olduğunu hepimiz biliyoruz. Burçlar, yıldızlar vs vs. Söylenene göre eskiden her burcun krallığı varmış ve bu krallıklar ana elementleri altında toplanırmış. Mesela ateş elementi grubu burçları (Koç, Aslan, Yay) kendi krallıklarına sahip ama onlar da Ateş Krallığı altında. Özerk olarak düşünebilirsiniz. Sonra bunlar yok olmuş da ana krallıklar kalmış. Bu kitapta açığa çıkan enerjiler yüzünden yok olan bu krallıklar da geri dönüyor. Ağaç Krallığı, Metal Krallığı gibi şeyler görüyoruz. METAL KRALLIĞI. METAL. ARKADAŞLAR, METAL. Yani ne bileyim, belki de aklımıza gelen her şeyi kitaba inatla koymanın gereği yoktur? Bu kitapta neden bunlar var? Metal Krallığı Daren'i ateş halkının gözünde yüceltmekten başka ne yaptı? (Ki bence çok da ikna edici değildi.) Ağaç Krallığı mesela neden var? Tayga mevzusu dramasını geçiyorum komik geliyor bana gördükçe. Çamur Krallığı da var mı? Cemre Krallığı? Çiçek Krallığı? Yani elementler varken en azından bir tık ciddi duran kitap serisi metal ve ağacın girmesiyle olan o ciddiyetini de kaybetti. Tahta Krallığı'nın da gelmesini bekliyorum. Bir de Su Krallığı'nda bunların birlikleri var. Akrep Birliği, Yengeç Birliği falan... Peki bu konu işlenmek istense nasıl işlenebilirdi? Örnek veriyorum: en azından bu kötü isimler yerine eskiden Hava halkının 3 ayrı burç ve halktan oluştuğunu, kendi içlerinde özerk olduğunu, sonradan bir felaket sonucu bunların yok olduğunu (aslında temelde belki de ana krallık - ki bu örnekte Hava oluyor - onlara saldırmış ve yıkmış olabilir) ve sonra Hava Krallığı çatısı altında toplanıp asimile olduklarını başka bir seri yazarak anlatabilirdi yazar. Mesela Hava Krallığı diğer özerk krallıklara ajanlar gönderirdi, onları içten yıkardı. Ne bileyim Hava Vârisi, X Krallığı'nın (atıyorum) prensesini baştan çıkarırdı falan enemies to lovers gibi entrikalı, krallıklı, büyülü bir şey olurdu. Serinin sonunda da o prensesi öldürmek zorunda kalırdı. Aşkını kaybeder ama krallığı tek bir yürek yapardı? 2 kitap boyunca böyle bir bilgi bize verilmemişken bir kitapta aniden önümüzde bir ton krallık çıkarılıp "Ya aslında böyle" denilerek bilgi atmak fantastik eserlerde olan şeyler değil. İyi bir fantastik eser böyle olmaz. Gerçekten bunları sorgulamayan okurları görünce çok şaşırıyorum. Mesela Lala gibi periler nasıl doğuyor? Onların krallıkları yok mu? Onların ataları kim? Lala dışında diğer vârislerin yardımcısı yok mu? Sadakatsiz olmak da bana tuhaf geliyor. Mesela ateş halkındansındır, toprak halkından birisiyle evlenmek istersin izin alamazsın gider ormanda yaşarsın. Ama bunların öyle bir ilişkisi de yok. Hazır örnek vermişken soralım, böyle bir durumda krallıklar ne yapar? Alfinler başka krallıktan birisiyle evleniyor mu? Bu Alfinler nerede eğitim görüyor, nasıl yetişiyor? Arın ve Nova koskoca su halkını geri getirdi, şelale kenarına koskoca şato kurdular iki günde. Ulan bunca şeyi yapacak gücü nerede buldunuz? Onca insan ne yiyor? Nasıl silahlanıyorsunuz? O malzemelerin parası nereden çıkıyor? Bunların hepsini büyü yapıyorsa büyünün - tılsımın yapamadığı şey yok mu? Bunun bir kuralı yok mu? Sınırı yok mu? Bir anda Elemental'e dönen Su Krallığı nasıl bu kadar ihtişamlı olabilir? Mantıken düşünürsek o krallığın eski gücüne kavuşması için 5 yıla ihtiyacı var. Bunları geçtim, başında kral olmayan Toprak Krallığı ne yapıyor? Tekrar soruyorum: Daren nasıl HEM ateş HEM DE toprak kralı olabilir? İkisiyle ilgili bir şey de yapmıyor üstelik. Nova da Nova, Nova da Nova. Çıkmıyor mu toprak halkından öğretmen bir Alfin de "Yeter lan! Önce babası şimdi oğlu! Bıktık sizden!" falan demiyor mu? Onca eziyet görmüş, Daren'in sırf Nova aşkından ve tanrıçanın verdiği görevden yüzyıllar boyunca ezilmiş ateş halkı sırf kendilerine doğru gelen Metal Krallığı ile savaştı diye Daren'e bir anda nasıl güvenebilir? Bir halkın güvenini kazanmak bu kadar kolay mı? Bu halk YOK YOK. Gerçekten benim gözümde Ateş Krallığı şöyle: volkan tepesinde bir şato var, içerisinde sadece Daren, Nova, Şafak ve sonrasında gelen prenses var. Gerisi ıssız toprak. Cidden hiçbir şey hissettirmiyor bana. Bir anda Daren kitapta "Hayalet Köprü" diye bir yerden bahsediyor, oradan bir prenses getiriyor, ittifak kuruyor falan? 90'lar çocukları şimdi vereceğim örneği anlayacaktır. Biz küçükken Winx Club oyunu oynardık. Birimiz Bloom, birimiz Stella vs olurdu. Neyse sonra işte yaratıklara karşı savaşırdık. Nasılsa kural yok mural yok istediğimiz şekilde cebimizden sallamasyon bir büyü çıkarırdık. Mesela birisi gelir "Gücünü alıyorum!" derdi. Sonra ben gider "Ama ben gücümü çekirdekten alıyorum, onu almadın!" der büyü yapardım. O anda bana "Ama sen çekirdek bilgisini önceden vermedin ki!" diyemezdi. Anlatabildim mi demek istediğimi? Krallıkların sırasıyla Elemental tahtına oturduğu söyleniyor da zamanı oturtabilen var mı? Büyük Tufan zamanı Su var, şu anda Toprak vardı ama tahtı Su'nun elinden aldılar. O zaman diğer krallıklar ne ara bu diyarı yönetti? Zaman tutarsızlığı fazla değil mi? Daha da devam ederdim de bütün bir inceleme bu maddeyle geçsin istemiyorum. 3) Nova'nın Azap Çektiğini Sanmanız Ama Aslında Hep Kayrılması Yazarın bir "ben dışlandım, ben hep acı çektim, ben ötekileştirildim" fantezisi olduğunu düşünüyorum çünkü birçok karakteri bu çizgide depresif takılmayı seven karakterler. Sağ olsun yazarımız da Nova'nın ağzından bize bunu bin kere okutmayı seviyor. Nova'nın ne kadar dışlandığını, ne kadar hor görüldüğünü, nasıl yalnız bırakıldığını anlatıp durmayı zevk alıyor. Bu açıdan bakıldığında Nova haksızlığa uğramış gibi duruyor ama aslında kayrılan karakter o demiştim önceki incelememde. Bu kitapta da buna kararlıyım. Ayzer tanrıçaları getirdi ve Elemental'deki dengeleri değiştirdi. Krallıkların hepsinin eşit bir şansı oldu, buna kendisi de dâhildi. Ama Ayzer sırf bu dengeyi değiştirme uğruna herkesin biricik Nova'sını tehlikeye attı diye iki kitap boyunca yerden yere vuruldu, dışlandı, hor görüldü. (Bu arada tanrıçaların Nova'ya bir şey de yapmadığını, kendisinin oradan oraya koşuşturduğunu söylememe gerek yok herhâlde?) Nova ise daha kötü ve büyük bir şey yaparak Daren ile Lilith'i geri getirdi. Üstelik fikir ondan çıkmıştı ama bu fikrin nelere yol açabileceğini bilmiyordu. Kısacası ismen bilinen bir yemeği söylemek ama önüne ne geleceğini, içinde neler olduğunu bilmemek gibi bir şey. Oturup Daren'e sormuyor ya da diyara dönünce araştırmıyor da "Acaba bu Lilith gelince ne olur?" diye hiçbir fikri yok. Buna rağmen Daren ile Lilith'i geri getiriyorlar. Bu da kitapta kötü enerji dalgalanmasına yol açıyor ve tüm korumaları yıkıyor. Kısacası Nova ve Daren Elemental'in ağzına sıçıyor diyebiliriz. Nova ve Daren yüzünden tüm lordlar ve vârisler yeniden seçilecek, yok olan, sürülen, unutulan krallıklar dönecek vs vs. Peki bundan sonra ne oldu? Ayzer'i dışladıkları kadar dışlamadılar kızı. Yine bir iki kişi sağ olsun üstüne gitti ama tabii arkasında "Arın" olunca (İlahi Lord oluşunu hâlâ anlamlandıramadığım o kişi) ve Daren de "Nova da Nova" diye bitince kimse Nova'ya dokunamadı. Bir de hiç sorup sorgulamama aptallığı kendisinde olmasına rağmen Daren'e "BANA NASIL SÖYLEMEZSİN" diye triplenmesi var... Kızım sen vâris olmana rağmen Elemental'le ilgili hiçbir şeyi merak etmiyorsun ki? Aptalın, düşüncesizin, iki adım sonrasını planlamayı bilmeyen bir salağın tekisin. Elemental'e döndüğü gibi saklanması gerekirken kıçında kurt varmış gibi kaçıp tanrıçalara yakalanan birisi "deli" değildir, tekrar ediyorum, salaktır. Nova'nın kendi aptallıkları yüzünden bu kitapta çektiği "acı" bana hiç geçmedi. Çünkü depresyonu da kendisi gibiydi. "Ben bir hata yaptım, bunu yapmamalıydım. Değişmeliyim." değildi Nova'nın zihninde dolaşanlar. "Beni dışlıyorlar, herkes çok mutlu, ben feda edilenim, ben gözden çıkarılanım." Yani depresyonu bile bencilce. Kendisiyle ilgili gerçekleri öğrendiği anda bile dürüst davranmayan, hadi dürüstlüğü geçtim bir şeyleri öğrenmek için çabalamayan bir kişilik kendisi. Böylesine bencil, egolu, aptal ve salak bir karakter nasıl var edilebildi anlayamadım? Ayrıca kendisinin "kezban" olarak isimlendirilen kadınlardan birisi olduğunu da eklemeliyim. 4) Feminizm Propagandası ve Ayrımcılık DEVAM Lilith üzerinden yine bir "kadın gücü" olayı devam ettirilmeye çalışılmış ama hikâyenin dili öyle eril ki buna müsaade etmemiş. Ayzer gibi tahtı kendine isteyen kadınlar hor görülmeye devam ediliyor. Üstelik konu Nova olduğunda kendi tabularının sınırlarını esnetebiliyorlar lakin bunu Ayzer için yapamıyorlar. Serinin aslında en yalnız karakterinin Ayzer olduğunu düşünüyorum, Nova'nın girdiği o tripli bunalımlar falan sırf şov. Daren'le ilişkisi çalkantılı ama Daren'i var, lordu yanında, Hava Krallığı ile arası iyi (hatta Sonay onu savunmaktan bir hâl olacak az kaldı), Şafak ile arası iyi, su halkı hatta Sadakatsizler bile onu seviyor. Peki Ayzer? Lordu yok, bir krallığı tek başına ayakta tutmaya çalışıyor bunu yaparken de Daren'in triplerine, Arın'ın laf sokmalarına, Sonay'ın imalarına falan maruz kalıyor. "Arın'a takıksın" diyen Daren'in önce dönüp kendisine bakmasını teklif ediyorum. Yazar bu kadar favorici olmasaydı daha güzel bir hikâye olabilirdi. Baş karakter Nova diye her şeyin onun etrafında dönmesi gerekmez. Bu, diğer karakterleri yaşayan insanlar olmaktan alıkoyuyor. Element konulu diye örnek vereyim. Son Hava Bükücü'de ana kahraman Aang idi ama Katara Güney Kutubu'ndan Kuzey'e gitti, bükücülük öğrendi, Kuzey'in ataerkil yapısına kafa tuttu, düzeni değiştirdi, Su Bükme Üstatı oldu, Aang'in öğretmeni oldu, kan bükmeyi öğrendi, 1 sene önce tek bir damla bükemezken okyanusu ikiye böler hâle geldi. Yani neymiş, her şeyi ana karakter yaşamak zorunda değilmiş. Onun hikâyesi, başrol o diye her güç yüklemesini ona yapmak zorunda değilsiniz. Öyle yaptığınızda diğerleri figüran gibi duruyor... 5) Özgünlük Problemi Daha önce biraz bahsetmiştim ama bu kitapla bir tık daha ikna olduğum bir madde bu. Kerberos, Atlantis, Butimar Kuşu, Anka Kuşu, Lilith... Kendi mitolojisini ve hikâyesini oluşturamamış, diğer mitolojilerden beslenen bir eser. Yeterince özgün olamama gibi bir problemi var. 6) Yazarın Tavırları Yazarı şahsen tanımıyorum ama sosyal medyada gördüğüm kadarıyla eleştiri kaldıramayan, kendisini eleştiren insanlara engel basan birisi. Hatta 3. kitabın ateş pahası fiyatını eleştiren bir okuyucusunu Instagram'da yorum yaptığı gönderide başa tutturmuşluğu, diğer okuyucuların linçlemesine izin vermişliği, sonra da engellemişliği var. (Bildiğim kadarıyla, yanlışsa düzeltin) Kitabın fiyatı hakkında eleştiriler gelince insanlara aptal muamelesi yaptığı hikâyeler paylaşmış ve "Seçimden sonra zam gelecek." demişti lakin o zammı diğer yayınevlerinden görmedik. 3. kitabın sonuyla ilgili "İç içe geçen bir kurgu yazdım, sonunu okusanız bile anlamazsınız." demişti... Bir okur olarak ben yazarları eserlerinden ayırabilen birisi değilim. Mesela örnek vermek için söylüyorum, Türk ve Türkiye Cumhuriyeti düşmanı olan, ülkemize karşı söylemleri olan birisinin eserlerini asla okuyup para kazandırmak istemem. Dolayısıyla bu konu benim için önemli. İnsanın kendine güvenmesi, eserine güvenmesi, arkasında durması önemlidir elbette ama okuduğumuz şeyler göz önünde. "İç içe geçen kurgu" dediğimiz şey Nova'nın Herakles'in 13 görevi gibi sırasıyla Daren'in ellerinden kayıp giden şeylerini geri getirmesi ve sonra ikiz alevi bağını kaybedip Arın'ı yüzüstü bırakması mıydı? Serinin 4. ve final kitabının kutulu versiyonunun etiket fiyatı 650 tl. Bin lira neredeyse. Kitap mı alıyoruz gram altın mı belli değil. Neyse ki indirime sokmuşlar da 400 bandına inmiş. Bir yazar elbette eserinden para kazanmak isteyebilir, bundan doğal bir şey yok. Sonuçta bu kişinin mesleği ama bence en azından bununla barışık olmalı. Bunun yolu kitapların fiyatlarıyla ilgili eleştiri yapan okurları engellemek, onlara tabir-i caizse aptal muamelesi yapan açıklamalar yapmak değil bana kalırsa. En iyi fantastik yazarı kendisiymiş, her şeyin ötesindeymiş, bir çığır açmış gibi davranmayı kesip eksikliklerine, neleri hatalı yaptığına odaklanırsa gelecekte daha güzel eserler verebileceğini düşünüyorum. Sadece övgüleri duyup eleştirilere kulakları kapamak kimseyi kalıcı yapmaz. Bunlar da yazara karşı olan eleştirilerimdir, umuyorum gittikçe iyileşen ve güzelleşen eserlerini görürüz. Son olarak tabii bu kitapta da karakterler bencil, tahtı hırs konusu yapmış, çocukça kavgalara tutuşmuş vaziyette. Herkes bir şeyler yapıyor gibi "görünüyor" ama kimse hiçbir şey yapmıyor. Nova sözde çok güçlü ama daha bu kitapta kılıç sallamayı öğreniyor. Nova'nın yapabildiği ve diğer vârislerin yapamadığı şey nedir? Diğer vârisleri doğru dürüst görmediğimiz için bunun ayrımını anlamıyoruz tabii ki. Sonay bu kitapta Sina ile birleşme partisi yaptı, Ayzer'i de kitabın başında onun bakış açısından bir bölümle gördük o kadar. Bana katılıyor ya da katılmıyorsanız yorumlarda belirtebilirsiniz, hatalarımı düzeltebilirsiniz. Bence bu kitaba ya da kutulu setlerine bu kadar para vereceğinize daha köklü ve güzel kitaplara para harcayabilirsiniz. Gereksiz pahalı, "düşünmeden" okuyucuların alacağına inandıkları için şişirdikleri etiket fiyatı sayesinde verdiğin para - aldığın verim denklemini karşılamıyor bence.
Deliler ve CellatlarN. G. Kabal · Dex Yayınevi · 20242,300 okunma
·
4.354 Gösterim
8 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
6. Yorumuz doğru bizati ben fiyatı eleştirdiğim için yazar tarafından engellendim yani bir insan bu kadar özgüvensiz nasıl olur anlıyamadım niye insan okuru onu eleştirince engeller ?
Benim anlamadığım şey şu bu kitabın nasıl genel puanı 8.9 ? İnsanlar gerçekten bu kadar düz bir şekilde okumaktan bıkmadı mı kitapları? Bin yaşında denilen insanların ergen gibi davranması ,hikayenin bir yere baglanmaması, zadedilenlerin boş olması, evreni dahi 3 kitap boyunca oluşturamaması? Bunları nasıl kabul edebiliyorlar anlamaıyorum. Napıyosunuz arkadaşlar beyninizi çıkarıp mı okuyorsunuz? Bizede taktik verin de okurken kafayı yemeden durabilelim.
Bir yazar ve yayınevi, daha ilk yayınevinden çıkan serisinin roma rakamları kullanıp seriyi belirtiğini göremiyor, ve serinin devamını arap reklamlarıyla belirtiyorsa, kimse kusura bakmasın yayınevide yazarda vasat bir izlenim yaratıyor. Ayrıca büyük bir tutarsızlık yaratıyor. profesyonel yayıncılık standartlarıyla bağdaşmayan bir yaklaşım izlenimi veriyor. Özellikle seriyi en başından takip eden okurlar için bu tercih hayal kırıklığı yaratıcı. Bu serinin kendi varolduğu yayınevini ve geçmişini görmezden gelip, acemilik yapıldığı izlenimi doğruyor. Büyük hayal kırıklığı.
Sülde
Gönderi Sahibi
Ayzer sanırım bir krallığı daha karşına almak istemedi ama ben Sonay'ı anlayamıyorum. Bu kitapta iyice kendini Nova yalakası yaptı. Zaten iki kere falan göründü onda da Nova'yı ikiziymiş gibi korudu. Ariana ölünce Ayzer iyice yalnız kaldı. Ayzer ile Arın arasındaki bu seksüel gerilim de midemi bulandırmadı değil.
yorumuna tamamen katılıyorum ve 2 hafta önce 4.kitabın fiyatı için yaptığım yorumdan dolayı sıkı bir okuru olan beni enegelledi saka gibi bjhefvhkfvfkhbfskjl
Sülde
Gönderi Sahibi
Hiç onaylamadığım tavırlar bunlar. Kendisini pohpohlayan yorumlara bu kadar tutunması eğer ki uzun soluklu bir kariyer hedefliyorsa çok yanlış. Çünkü şu anda ona bu kadar düşkün olan okuyucuları da büyüyecek ve daha genç okurların seveceği ve de bağlanacağı daha genç yazarlar olacak. Gereksiz bir egosu olduğunu düşünüyorum umarım bu ego uzun vadede ona zarar vermez çünkü şu anki tavırları bunun sinyallerini verir durumda.
Reklam
kesinlikle katılıyorum, ilk kitap güzeldi ama bu kitap fazlasıyla rezaletti. Bir de ngkabalın yazım dilini seviyorum fakat ana karakter ve kötü kadın karakter yazmayı beceremiyor bence, okurken fark ettiğim detaylardan biri de tüm ana karakterlerinin "dışlanma" tribinde olması ve tüm kötü kadın karakterlerinin mantıklı, sorumluluk sahibi karakterler olması ki bu "kötü" kadın şahıslar kitaplarında hep bi ihanetçi olup kitabın kalanında dışlanıp hor görülmeleri. Muhtemelen kişisel bir şey, bir travması vs olmuştur ama cidden berbat ediyor kitaplarını bu durum. Bu arada Daren çok fanservis bence, bu kitapta hiç beğenmedim Dareni. En azından az buz orijinal hissettirdiği yerler vardı artık hiç yok gibi. Arına daha çok ısındım çünkü en azından kurguya daha fazla katkısının olduğunu düşünüyorum bir de daha ilgi çekici bi hikayesinin oluştuğunu. İlk kitaptaki fantastik evrenini de beğenmiştim, bu kitap dediğin gibi baya bi hayal kırıklılığı oldu bana, umarım 4 fena olmaz. Lilith gelecek ortamı slayleyecek feminist queen diye tribe girip iki saat novanın salak saçma sahnelerini okurken o kadar sinirim bozulmuştu ki anlatamam, ki ayzer'in bu kadar güçlü bi karakteri olup sonunda hiçbir şeyinin olmamayışı bence tamamiyle yazarın bu tip kızlarla kişisel bir travması falan var bununla alakalı ondan kaynaklı yoksa her kitabında aynı şey olmazdı(saklambac kitabında bayyya açıktı her şey) umarım 4de daha çok yer verilir sonaya da ayzere de
Sülde
Gönderi Sahibi
Gördüğüm spoilerlar sonucu 4'ü daha da yereceğimi düşünüyorum açıkçası.
Yorumlarına katılıyorum. Birde ayzer tanrıçaları getirdi diye yemediği laf kalmadı ama daren ve nova daha beterini yapıp Lilith'i getirdiler ama ayzerin yediği lafların yüzde birini bile yemediler. Ayzer, tanrıçalar ve Lilith fazla geri planda kaldılar. Ayzer tanrıçaları getirdi birkaç sahne gözüktü sonra ortalardan kayboldu. Tanrıçaların yaptığı en büyük şey arın nova'yı öldürsün de delirsin diye nova'yı bir grubun içine atmaları oldu. Lilith ise bağı koparıp birkaç ayin gibi birşey yapmak dışında birşey yapmadı. Tanrıçalar geldi diye yaygara koparıldı ama boş çıktı. Özellikle Lilith konusunda o kadar abartıldı ama oda koca bir balon. Fikirler güzel ama karakterleri işleme kısmını yapamamış yazar. Daren'in anka kuşu hakkında da pek birşey anlatılmadı ve kavuşma sahnesini beğenmedim. Arın ve adalia gibi daren ve anka kuşu sahnelerini okumak isterdim ama o da yoktu. Bir de butimar kuşu çıktı ama onun hakkında da birşey öğrenemedik.